• BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
08-07-2017 12:05 Kategori: EĞİTİM | Bölge: İstanbul

Ordu Tıp Fakültesinde Mezuniyet Heyecanı..

Ordu Tıp Fakültesinde Mezuniyet Heyecanı..
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi 2016-2017 dönemi mezuniyet töreni gerçekleştirildi. Ordu’da artık ilk olarak doktor yetişerek, ODÜ ilk mezunlarını vermekten Ordu halkı ve eğitim camiasında büyük bir heyecan yaşandı ve gurur duyuldu. Ordu’ya yeni atanan vali Seddar Yavuz ilk törene burada katıldı ve “Üçüncü şehirde valilik yapıyorum ve bu Ordu’da katıldığım ilk program. Bugün benim için ilkler günüm” diyerek fakülte birincisinin başarı belgesini takdim etti..

Tıp Fakültesi Morfoloji binası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen mezuniyet törenine Ordu Valisi Seddar Yavuz, Rektör Prof. Dr. Tarık Yarılgaç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ş. Metin Kara, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Tevfik Noyan,  Ordu Emniyet Müdürü Suat Çelik, Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Hasan Sevgili, Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Dekan V. Prof. Sabri Yener,  Eğitim Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Kenan Demirel,   akademisyenler, öğrenciler, mezun olan öğrencilerin aileleri ve davetliler katıldı.

 

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan tören Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesinin mini konseri ile devam etti. Törende mezun olan öğrenciler adına bir konuşma gerçekleştiren Tıp Fakültesi birincisi Yeşim Karadeniz, “6 sene önce bu Fakülteye başladığımızda yeni kurulmuş bir fakültenin öğrencileri olmanın heyecanını ve tedirginliğini yaşıyorduk. Bu yola 37 kişi olarak başladık. Aramızdan çeşitli fakültelere giden ve sonradan aramıza katılan arkadaşlarımız oldu. Bugün 35 kişi olarak buradayız. O günlerde şuanda içerisinde bulunduğumuz morfoloji binamız bile yoktu. İlk derslerimizi Eğitim Fakültesi binasında almaya başladık. Uygulama derslerimizde farklı fakültelerin laboratuvarlarını kullanmak zorunda kaldık. O gün için fiziki koşulların yetersizliğine rağmen hocalarımızın her birinin ülkenin dört bir köşesinden gelmiş olan bizlere göstermiş oldukları sıcak ve samimi yaklaşımları bu olumsuzlukları çok da hissetmememizi sağladı. Hocalarımızla birlikte yer almış olduğumuz çeşitli sosyal aktivitelerde hem Ordu’ya hem Fakülteye oryantasyon sağlarken aynı zamanda kendilerinin hayata ve mesleğe dair engin tecrübelerinden faydalanma imkanı bulduk. Bizlere gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı bugün burada olan ve olamayan bütün hocalarımıza teşekkür ediyoruz.Tıp eğitimine başladığımız ilk günlerde hekimin en önemli sorumluluğunun vicdani sorumluluk olduğu ve “pirimum non nocere”yani ‘’herşeyden önce zarar verme‘’ kulaklarımızda çınlayan ilk öğütler oldu. Hastalarımızla konuşmanın ve fizik muayene yapmanın önemini, hastalık değil hastanın olduğunu, tıbbınsadece bir bilim değil aynı zamanda bir sanat olduğunu, hekimliğin esasen bir usta çırak ilişkisi olduğunu eğitimimizin her aşamasında özümsettiler. İyi birer hekim olarak yetişmemizde katkısı olan öğretme hevesi ile emeklerini bizden esirgemeyen bütün hocalarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hayatımda aldığım her kararda yanımda olan desteklerini benden hiçbir zaman esirgemeyen sonsuz güven ve inanç duyan aileme teşekkür ederim.” dedi.

 

ÜNİVERSİTEDE MEZUNİYET PASTASI..

 

Tıp Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Tevfik Noyan, “Saygıdeğer konuklarımız, Fakültemizin kuruluş aşamasından bugünlere gelme öyküsünü ilk günlerden beri yaşayan bir akademisyen olarak sizlere sesleniyorum. Her başarının arkasında yaptığı işe inanan, kendisine ve çalışma arkadaşlarına güvenen fedakar insanların çabaları vardır. Bugün altı yıl önce büyük heyecanla başladığımız tıp eğitiminin ilk mezun doktorlarını ülkemizin sağlık ordusuna kazandırmanın ortak sevincini yaşıyoruz. Bizler; kolay yol olan, ilk öğrencilerimizi Ordu dışında daha kurumsallaşmış bir üniversiteye göndermeyip birçok zorluk ve sıkıntıya rağmen daha zor bir yol olan, Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesinde başladığımız tıp eğitiminin ilk mezuniyet törenini Fakültemizde gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ordu’da Tıp Fakültesi olur mu diye düşünenlere, evet Ordu’da tıp fakültesi olur hem de öyle bir fakülte olur ki ülkemize burada sahnede yer alan 33 pırıl pırıl genç tıp doktoru mezun verir, demenin haklı gururunu yaşıyoruz. Kuruluş aşaması öncesinden, günümüze kadar geçen süreçte Fakültemizin kurulması ve gelişmesinde emeği geçen, katkısı bulunan herkesi Fakültem adına şükran ve minnet duygularımla selamlıyor ve saygılarımı sunuyorum. Sevgili mezun genç meslektaşlarım, sizler bizim ilk göz ağrımızsınız. Bugün burada yer alan öğretim üyelerimizin birçoğu ilk ders heyecanını sizlerle birlikte yaşadı. Kazandığı tecrübe ve deneyimlerini sizlere aktardı ve sizden sonra gelen meslektaşlarınıza da aktarmaya devam edecekler. Büyük zorluk ve çabalar sonunda elde ettiği doçentlik ve profesör unvanlarının sevinç ve heyecanına sizleri de ortak ettiler. Yoğun hastane çalışma tempolarına rağmen, sizlerin en iyi şekilde yetişmenize büyük katkıda bulundular. Sevgili meslektaşlarım, tıp eğitiminin tartışılmaz temeli usta-çırak ilişkisidir. Tıbbın kurucusu Hipokrates  “hayat kısa sanat uzun” derken hekimliğin bir sanat olarak yorumlamıştır. Antik Yunandan günümüze sanat kavramı anlam kaymasına uğramış ve hekimlik bir sanat olmaktan çok bir zanaat olarak kabul edilmiştir. Bir zanaat öğrenmek için yola çıkan çırak ustasının koyduğu kuralları izler. Çırak eğitimi boyunca görerek, izleyerek ve yaparak edineceği teknik beceriyle ustasını en iyi şekilde taklit etmek amacını güder. “Tıp” sözlüklerde sağlığın devamı ve hastalıkların önlenip hafifletilmesi veya tedavisi ile ilgilenen bir bilim ve sanat olarak tanımlanmaktadır. Tıbbın tanımında onun bilim, sanat ve pratik yönlerinden bahsedilmesi ilgi çekicidir. Bilimsel bilgi okuyarak da öğrenilebilir sevgili meslektaşlarım, ama tıp uygulamalı bir meslektir. Bu yanıyla da bir zanaattır.  Tıp zanaatı okumanın yanı sıra yaparak öğrenilir. İşte bu yönleriyle tıp eğitimi sadece teorik değil aynı zamanda uygulamalı bir eğitimdir. Bugün modern tıp eğitimi hala usta-çırak eğitimi temeline dayanmaktadır. Ve bu durum az sonra edeceğiniz yeminde geçen “hocalarıma olan saygı ve gönül borcumu her zaman koruyacağıma”  sözlerinde kendini göstermektedir. Çok kıymetli veliler, bin bir emek harcayarak ve büyük fedakârlıklar göstererek, yemeyip yedirerek, giymeyip giydirerek bugünlere getirdiğiniz çocuklarınızın en mutlu günlerinden birini yaşamak üzere katıldığınız bu tören, emeklerinizin ve fedakârlıklarınızın ne kadar önemli olduğu anlamına da gelmektedir. Çocuklarınızın yetişmesinde gösterdiğiniz gayret, her türlü takdir ve övgüye değerdir. Gayretleriniz ve fedakarlıklarınızdan dolayı sizleri kutluyorum. Mezuniyet törenimize katılarak, bizlerle tek yürek olup mezun öğrencilerimizin heyecanını, bizlerin gurur ve coşkusunu paylaştığınız için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.” şeklinde konuştu.

 

Rektör Prof. Dr. Tarık Yarılgaç, “Ordu Üniversitesi olarak kurulduğumuz yıldan itibaren bilgiye hâkim, değişimi takip eden, güncel bilgiye sahip, inovasyon yeteneğini geliştirmiş akademisyenlerimizle ulusal ve uluslararası alanda bilimsel faaliyetler yürütmekteyiz. Tarım toplumundan sanayi toplumuna buradan dijital topluma geçiş sürecini yaşayan dünya şimdi ise bilgi toplumuna doğru yol almaktadır. Dünya toplumlarının ‘bilgi toplumuna’ dönüştüğü bir süreçte bu değişme ayak uydurmak ve eğitim modelimizi meydana gelecek değişim sürecine göre şekillendirmek birer bilim merkezi olan, nitelikli insan yetiştiren üniversiteler için elzem bir husustur. Ordu Üniversitesinin bu hızlı gelişim ve değişim sürecindeki asıl hedefi ise bilgiye dayalı sistemlerle donatılmış bir toplumu geliştirmenin mücadelesini vermektir. Bu şartlar altında başarı olmanın en temel koşulu, üniversitede elde edilen bilgi birikimine ek olarak yapılacak gayretli çalışmalardır. Çünkü öğrencilik yalnız başına derse girip çıkmak, bilimsel bilgiyi ezberde tutmak değil; topluma karşı sorumluluk duymak, farkındalık üretme sürecidir. Bu çerçeveden bakıldığında dünyayı anlamak için daha fazla okumak, araştırmak, teknolojik gelişmelere ve yeniliklere açık olmak, sahip olduğu bilgiyi hayat boyu eğitimi, yaşam felsefesi haline getirmek gerekmektedir. Bizler Ordu Üniversitesi olarak 2006’dan bu yana araştıran, sorgulayan, üreten, kendini her alanda yenileyen, evrensel boyutta düşünebilen aynı zamanda manevi ve milli yönü güçlü bir gençlik yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu amaçla Üniversitemizi geliştirerek sizleri her alanda rekabete hazır hale getirmek için bütün imkânları seferber etmekteyiz.” dedi.

 

Yarılgaç, “Başarıya giden yolda diploma kadar Üniversitemizde edindiğiniz değerler de etkili olacak. Kendi değerlerimizi evrensel değerlerle bütünleştiren gençlerimiz, ses getirecek başarılara imza atarak ülkemizi medeniyet yarışında daha ileri seviyeye taşıyacaktır.  Bu bağlamda Üniversitemiz mezunlarını; değişimin anahtarı, gelişmenin itici gücü, her alanda gelişmiş, istikrar içinde büyüyen, güçlü, demokratik ve müreffeh Türkiye’nin mimarları olarak görmekteyiz. Bu vesile ile şunu belirtmek isterim ki Ordu Üniversitesi yönetimi olarak genç doktorlarımızın heyecanlarına bizler de katılıyor ve onları yürekten kutluyoruz. Sizlere bu ülke insanının çok ihtiyacı var. Biliyorsunuz ki bilim sürekli gelişiyor. Tıp eğitimine, tıbbi çalışmalara özellikle teknolojik gelişmelerin çok büyük katkısı var. Mezun olmakla eğitim bitmiyor; araştırmak, bilgiyi yenilemek ve sürekli geliştirmek gerekiyor. Size hayatınızda bu yönde başarılar diliyorum. Çok değerli velilerimizin sevinçlerine, büyük heyecanlarına da katılıyor onları da yürekten tebrik ediyoruz.” şeklinde konuştu.

 

 

Ordu Valisi Seddar Yavuz, “ Bugün benim için de oldukça heyecanlı bir gün. Türkiye’nin en zeki en çalışkan en disiplinli bir meslek grubunun mezuniyet törenine katılıyorum. Siz, aziz milletimizin en değerli insanlarısınız. Üçüncü şehirde valilik yapıyorum ve bu Ordu’da katıldığım ilk program. Bugün benim için ilkler günü. Ordu’ya baktığımızda Karadeniz’in en güzel şehri dersek abartmış olmayız. O yüzden genç kardeşlerimiz her ne kadar anlatılan zorluklar olsa da onların bu zorluklarını bir nebze de dağıtabilecek manzarası ve deniz kenarındaki yürüyüşle bunu atabileceklerini bu yüzden şanslı olduklarını düşünüyorum. Zorluklara rağmen bir şeye başlamak lazım, başka çaremiz yok. 80 milyon insanımız var, gönül coğrafyamız var ve eğitim talebi var. Şunu diyemezsiniz siz 10 sene bekleyin, size üniversite eğitimi veremiyoruz deme şansımız yok. İnsan kaynağımızı en etkin şekilde kullanmalıyız. Elbette bunun handikapları, sorunları var ama aşılıyor ve aşacağız. Türkiye, sadece 80 milyon vatan evladının değil, Balkanların, Kafkasların, Ortadoğu’nun hatta Afrika’nın ikinci adresidir. Gönül coğrafyasıyla bütünleşeceksek  ve cazibe merkezi olmaya devam edeceksek sadece ülkemiz içerisinde yaşayanlar değil gönül coğrafyamızdaki insanlara da eğitim verebilmeliyiz ve daha fazla iş birliği yapmalıyız. Dünyadaki beyin göçü maalesef sürekli Amerika’ya doğru gidiyor. İslam dünyasındaki beyin göçünün yavaş yavaş Türkiye’ye gelmesini sağlayabilmeliyiz. Çok geniş bir coğrafyadan ve insan kaynağından bahsediyoruz. O nedenle sadece 80 milyonu baz alan ya da bunu hedefleyen politikaların cüce politikalar olduğunu ve bizim hayalimiz olan küresel güç Türkiye olma hayaline asla yaklaştırmayacağını ifade etmek isterim. Genç hekim arkadaşlarımıza atandığı yerlerdeki idari birimlerle irtibat kurmalarını ve onları ziyaret etmelerinin onlar için faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü kura çekeceksiniz, belki ülkemizin dört bir köşesine dağılacaksınız, orada sorunlarla karşılaşacaksınız, bu sorunları aşabilmeniz için en iyi yollardan bir tanesi de bizim meslektaşlarımızla irtibatta olmanızdır. İnanıyorum ki meslektaşlarımız da sizleri benim bahsettiğim çerçevede karşılayacaklardır. Meslek seçerken şunu çok önemsiyorum: İnsanlar hem nafakalarını temin etmeli hem iyilik yapabilmeli. Böyle düşündüğümüzde seçilebilecek meslek gruplarının en önemlisi sizin mesleğinizdir. İnsanların yüzündeki tebessümün sebebi olabilmek, insanlarıngözyaşlarını dindirebilmek açısından da fevkalade önemli ama şunu kabul etmemiz gerekir başarı asla yeter şart değildir iyi insan olmayı aramalıyız. Şu anda dünyadaki en büyük problemlerden bir tanesinin sadece başarıya endeksli bir yaklaşımla kendimizi kabul etmemiz ya da paradigmamızı böyle belirlememizdir. Oysa başarının yanında iyi insan olmayı, faydalı insan olmayı, etik kurallara bağlı olmayı da önemsemeliyiz. Bu duygu ve düşüncelerle özellikle ailelerinizi böyle pırıl pırıl gençleri milletimize kazandırdıkları için kutluyorum. Öğrencilerimizi de anne babalarını gururlandırdıkları için tebrik ediyorum. Üniversitemizin çok kıymetli Rektörü Prof. Dr. Tarık Yarılgaç’a, Tıp Fakültemizin Sayın Dekanına, hocalarına, idari personeline tüm herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Mezuniyetiniz hayırlı ve uğurlu olsun, bahtınız açık olsun.” diye konuştu.

 

Açılış konuşmalarının ardından okullarından derece ile mezun olan öğrencilere plaket verildi. Ordu Valisi Seddar Yavuz dönem birincisi Yeşim Karadeniz’e, Rektör Prof. Dr. Tarık Yarılgaç dönem ikincisi Esen Çakmak’a, Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş dönem üçüncüsü Burcu Binici’ye başarı ödüllerini verdi. Tören mezuniyet kütüğüne plaket çakılması, hekimlik yemini ve mezuniyet keplerinin atılmasıyla sona erdi.



Bu haber 467 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER EĞİTİM HABERLERİ

ARAZİ 3

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ