site en üstü (İNKA)  AŞKIN BAYRAM

03-09-2019 09:09 Kategori: GÜNCEL | Bölge: İstanbul

Gazeteciler Ordu Adliyesinin kapısından geri çevrildi..

Gazeteciler Ordu Adliyesinin kapısından geri çevrildi..
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

Haber : OSMAN ŞAHİN....//..... 2019-2020 Adli yıl açılışının bir başka sancısı da Ordu’da yaşanarak, Baroda düzenlenen basın açıklamasından sonra Ordu’lu gazeteciler de Ordu Adliyesinin kapısından geri çevrildi. Adli yıl açılışı nedeniyle önce Ordu Barosu Hizmet Binasında saat 09.30' da Yönetim Kurulu ve avukatların katılımı ile bir basın açıklaması yapıldı. Ordu barosu başkanı Av. Haluk Murat Poyraz yeni adli yıl nedeniyle yargıdaki beklentilerini açıklayarak gazetecilerin sorularını cevapladı ve daha sonra gazetecileri Adliye sarayındaki kokteyle davet etti. Siyasi protokol, Baro ve Adliye mensupları arasında yaşanan krizin bedeli de böylece gazetecilere mal oldu. Adli yıl açılış töreni Baro ile Adliye arasında 1-1 sona erdi.

 

Baro başkanı Av. Haluk Murat Poyraz’ın yaptığı basın açıklamasının ardından gazetecilerin “Bu yılki adli yıl  kutlamaları neden adliye önünde yapmadınız, bu farklılığı neye  bağlıyorsunuz” sorusuna başkan Poyraz şu yanıtı verdi : “Bu farklılığı Cumhuriyet Başsavcısı, adli yargı adalet komisyonu başkanı ile istişare ettik, adli yıl açılış törenlerinde aslında yargı unsurlarının konuşması gerekirken, aslında sayın vali devleti temsil ettiğini iddia ediyor ama, yürütmenin de bir temsilcisi sıfatı olarak  konuşuyor. Biz yargının unsurları olarak ancak, yargının temsilcileri olarak yargının temsilcilerinin söz söylediği bir tören olması için hazırladık.  Ama birlik ve beraberlik görüntüsünün de zedelenmemesi için kokteyli birlikte yapmaya karar verdik. Değerli Basın mensuplarının bu anlamda  yargının diğer unsurlarının görüş ve fikirlerinin alınması  gereken sorularınızı orada da sorabilirsiniz. Birlik ve beraberlik dayanışmasının varlığını burada da devam ettiriyoruz. Bunda hiçbir şüphe yok” diyerek siyasetle yargının birbirine karışmaması için sözlerini de teyit etmiş oldu.

 

 

GAZETECİLER ORDU ADLİYESİNİN KAPISINDAN GERİ ÇEVRİLDİ..

Ordu Barosu Siyasiler ile, Ordu Adliyesi 1-1  berabere kaldı..

 

Baro başkanlığında yapılan basın açıklamasının ardından Ordu Adliyesinde düzenlenecek olan Kokteyli izlemek için davet edilen basın mensupları Adliyenin giriş kontrol noktasında görevli polis memuru tarafından ellerinde kamera ve fotoğraf makineleri olması nedeniyle görevli polis memuru Cumhuriyet savcısından izin  amaçlı bilgi  istedi.  Burada bir süre bekleyen gazetecilere Volkan isimli, bir görevli gelerek, gayet kibar bir şekilde, “Kusura bakmayın, sayın savcımız, burada basın mensupları için yapılacak bir görev yok, sadece çay içilip, sohbet edileceğini söyledi. Bu nedenle sizleri içeri alamıyoruz” dedi. Gazeteciler de Adliye kapısından geriye döndü.

 

 

Türkiye genelinde Barolar ve siyasiler arasında yaşanan adli yık açılış gerginliği biraz hafif de olsa Ordu’da da etkisini gösterdi. İlk olarak Baroda yapılan basın açıklaması siyasi krize dönüşmesinin engellenmesi nedeniyle Baro 1-0 öne geçti. Sanki misilleme yapılırcasına gazetecilerin adliyeye alınmayıp da kapıdan geri gönderilmesi ile  Baronun davet ettiği basın mensupları içeriye alınmadığı için Adliye beraberliği sağlayarak iki adli kurum 1-1 berabere kalmış oldular. Elbetteki bedeli de gazetecilere mal olmuş oldu.

 

ADLİYEDE KOKTEYL VERİLDİ..

 

Daha sonra Baro başkan ve yönetim kurulu avukatları saat 10.00 ' da Ordu Adalet Sarayında açılış kokteyli için bir araya geldiler. Adliye binasında yapılan  Kokteyle Ordu Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akif AKTAŞ , Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Dr. Mesut BİLEN, İdari Mahkemesi Başkanı Levent ÖZALP, Ordu 1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim AKBULUT, Baro Başkanı Av. Haluk Murat POYRAZ ve avukat, hakim, savcı meslektaşları ve adliye personelinin katılımı ile birlik ve beraberlik içinde gerçekleştirildi. Kokteyle Vali ve resmi sivil protokolün katılmaması ise dikkat çekti.

 

 

BARO BAŞKANI Av. HALUK MURAT POYRAZ’IN 2019-2020 ADLİ YIL BASIN AÇIKLAMASI METNİ..

 

Değerli Basın Mensupları, Değerli Meslektaşlarım,

Öncelikle basın açıklaması davetimize icabet ettiğiniz için şahsım ve Ordu Barosu adına teşekkür ediyorum.

 

Bilindiği üzere Adli Tatil her yıl 20 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında yapılmakta olup bu dönemde yasalarda sayılı belirli ve acil işler yapılmaktadır. Adli yıl ise 1 Eylül-20 Temmuz arasını kapsayan dönemdir.

 

Adli yıl açılışlarında yargı, hukuk, adalet, savunma içerikli açıklama yapmak geleneksel hale gelmiştir.

 

Anayasamızın 2.maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Ordu Barosu olarak devletimizin bu niteliklerine bağlı varlığının, birliğinin ve bölünmez bütünlüğünün yılmaz savunucularıyız.

 

Bu niteliklerden “Hukuk Devleti”, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her anlamda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğunun bilincinde olan devlettir.

 

Türkiye maalesef, 2019 Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde (Rule of Law Index) 126 ülke arasında 109'uncu sırada yer aldı. Aynı araştırmaya göre "Temel Haklar" konusunda 122'inci "Hukuki ve İdari Düzenlemelerin Uygulanması" konusunda 106'ıncı, "Vatandaşın Adalete Erişebilirliği" konusunda ise 96'ıncı sırada yer aldı.

 

Elbette bu durumun bir çok sebebi var. Yürütme başta olmak üzere yasama ve yargı organlarının sorumluluğu var. Biz de yargı erkinin bir parçası olan savunma makamını temsil eden baro olarak kusurumuzun ve eksikliğimizin farkındayız ve iğneyi ilk önce kendimize batırıyoruz. Yargının diğer unsurlarının da aynı sorumlulukla hareket ettiğine inanıyoruz. Bu anlamda kendi aramızda uyum, istişare ve işbirliğini artırarak devam ettireceğiz.

 

Ancak şu bir gerçektir ki asıl sorumluluk çağdaş ve evrensel hukuk kurallarına uygun yasal düzenleme yapması gereken yasama erkine ve hukuk kurallarına uygun hareket etme, eylem ve söylemleriyle hukuk ve hukukun üstünlüğü bilincini yerleştirmek zorunda olan yürütme erkine aittir.

 

Kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak tanımlanan avukatlık mesleğinin örgütü olan baroların temel görevlerinden biri de hukukun üstünlüğünü, insan hak ve hürriyetlerini korumak ve savunmak olup bu anlamda bu vesileyle başlıca görüş ve önerilerimizi ifade etmek isteriz.

 

- Öncelikle ifade etmek isteriz ki uzun süredir kanayan bir yara ve giderek kangren haline gelen, yıllardır her fırsatta bu kürsülerden dile getirdiğimiz hukuk ve adalete ilişkin sorun ve çözüm önerileri nihayet devletimizin en üst makamlarınca kabul edilmiş ve çözüme yönelik eylem planı açıklanmıştır. Oluşumuna katkı sağladığımız Yargı Reformu Stratejik Eylem Planını eksikliklerine, beyan ve taahhütlere aykırı uygulamalara rağmen önemsiyor ve destekliyoruz. Bu planın bir an önce meclise sevk edilerek yasalaşmasını, hayata geçmesini bekliyoruz.

 

- Ancak eylem planının hayata geçmesi halinde dahi hukuka ilişkin temel sorunlarımız çözülmeyecektir. Zira meselenin kökeni Anayasal sistemimizdir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmekle yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge-denetleme ilişkisi yasama ve yargı aleyhine, yürütme lehine değişmiştir. Yürütme artık doğrudan veya meclis çoğunluğu sayesinde hakim ve savcıların bağımsızlığının teminatı olan HSK'ya üye atamakta ve böylelikle üst kurul siyasetin etkisine açık hale gelmiş olmaktadır. Üstelik yürütmenin atadığı Adalet Bakanı da kurulun başkanlığını yapmaktadır. Aynı durum Yüksek Yargı organları için de geçerlidir. Bu sistem var olduğu müddetçe adalete güvensizlik, bağımsızlığına ve tarafsızlığına olan inançsızlık varlığını korumaya devam edecektir.

 

-Her dönemde yargı ele geçirilmesi gereken bir kale olarak görülüp iktidar sahiplerince liyakat, hakkaniyet ve adalet ilkeleri bir yana bırakılıp kendi,fikir, düşünce ve inanç paydaşlarına kadro yollarının açıldığı bilinen bir gerçektir. Yargıda kadrolaşmanın vahametini çok yakın geçmişte görmemize rağmen hata maalesef halen devam etmektedir. Bu hatadan derhal vazgeçilmeli, devletin temel niteliklerine bağlı olan her fikir, düşünce ve inanç sahibinin liyakat ve hakkaniyet ilkeleri doğrultusunda görev yapabilmesi sağlanmalıdır.

 

- Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile kürsü dokunulmazlığı önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Yargısının tarafsız ve bağımsız olmadığı veya zayıf olduğu ülkelerde hukuk güvenliğinden bahsedilemez. Hiç kimse hele hele devlet ve iktidar temsilcileri yargıyı zan ve tahakküm altında bırakıcı tavır ve davranışlarda bulunmamalıdır. Yargı iç ve dış siyasetin aracı veya malzemesi değildir, olmamalıdır. Yargı kararları, özellikle hak ihlallerine ilişkin AYM kararları elbette tartışılabilir olmakla birlikte bu kararların uygulanmasının zorunlu olduğu unutulmamalıdır.

 

- Kuvvetler ayrılığı ilkesinin üç erkinden biri olan yargı mensuplarının da tarafsızlıklarını ve bağımsızlıklarını korumak görevleri vardır. Sadece adil ve tarafsız olmak yetmez, öyle görünmek öyle olduğuna inanılmak da gerekir. Bu cümleden olmak üzere Adli Yıl açılış törenlerinin yargının kurucu unsurlarının ev sahipliğinde ve tarafsız bir mekanda yapılması gereklidir ve yürütmenin-siyasetin ev sahipliğinde yapılan tören yargıya güveni zedelemektedir.

 

- Hukuk Fakültelerine giriş zorlaştırılmalı ve hukuk eğitimin kalitesi ile niteliği artırılmalıdır. Genel olarak eğitim, özel olarak hukuk eğitimi tekrar gözden geçirilmeli ve düzeltilmelidir.

 

- Hukuk eğitimi almayanların idari yargı hakimi olmaları büyük bir hata olup telafisi imkansız zararlar doğuracaktır. Bu hatadan derhal dönülmelidir.

 

- Alternatif uyuşmazlık yöntemlerinden arabuluculuğa başvuru mecburiyetinin varlığı hak arama özgürlüğünü kısıtlamakta, ekonomik olarak güçlünün işine gelmektedir. En azından ekonomik olarak güçsüz durumda olanlara Adli Yardım fasıllarından ücretsiz hukuki destek sağlanmalıdır. Kadın cinayetlerinde ve çocuk istismarındaki artış nedeniyle velayet ve diğer aile hukukunu ilgilendiren alanlarda ise arabulucuğa asla izin verilmemelidir. Yine uzlaştırıcıların da arabulucular gibi hukuk fakültesi mezunlarından olması için yasal değişiklik yapılmalıdır.

 

- Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuat gözden geçirilmeli, çağdaş düzenlemeler yapılarak, başta bilgiye erişim hakkı olmak üzere, özlük haklarda yargının diğer unsurlarıyla eşitlik sağlanmalıdır. Avukatlık sınavı derhal hayata geçirilmeli, staj döneminde gelir getiren bir işte çalışma yasağı mesleki işlerle sınırlı olarak kaldırılmalı, avukatlık stajının adliye stajına ilişkin ilk altı ayı devlet tarafından finanse edilmelidir. CMK ücretleri avukatlık ücret tarifesindeki ücretlerle eşitlenmeli, CMK ve Adli yardım ödemelerinde ayları bulan gecikmelerin önüne geçilmelidir.

 

Bu duygu ve düşüncelerle, bağımsız ve tarafsız yargının tecelli ettiği, haklının hakkına kavuştuğu bir adli yıl olması dileğiyle tüm yargı camiamızın ve halkımızın 2019-2020 Adli yılını kutluyor, tüm avukat, hakim, savcı meslektaşlarımız ile adliye, baro ve avukat çalışanlarına görevlerinde başarılar diliyorum.

 

Saygılarımla.02.09.2019
Av. Haluk Murat POYRAZ,
ORDU BAROSU BAŞKANI



Bu haber 402 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER GÜNCEL HABERLERİ

SATILIK ARAZİ SARAY -MEM

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ