• BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
26-11-2017 12:08 Kategori: KÜLTÜR SANAT | Bölge: İstanbul

Türk Sağlık-Sen başkanı Zengin Kongrede ne söyledi?

Türk Sağlık-Sen başkanı Zengin Kongrede ne söyledi?
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

6. Olağan genel kurulu yapılan Türk Sağlık-Sen Ordu şubesinin başkanlığına Fatih Galender Zengin yeniden seçildi. Başkan Zengin her zaman olduğu gibi aktif faaliyetliliğini bir kez daha ortaya koyarak kongrede uzun bir konuşma yaptı. Sivil toplumların ve sendikaların sorunlarını gündeme getiren başkan Fatih Galender Zengin’in gündem yaratan konuşmaları çok önemli olduğu için metnin tamamını aynen yayınlıyoruz..

Kıymetli Hazirun;

 

Türkiye sevdamız ekmek için kavgamız diye çıktığımız yolda kurulduğumuz günden bugüne geçen çeyrek asırda başımızın hep dik olması bizim en önemli gurur kaynağımızdır.

 

Cennet vatan Türkiye’mizin son birkaç yılda yaşadığı derin bunalımlar, Parçalanması için yapılanlar ve ihanet zincirine halka olanlara baktığımızda Milli Sivil Toplum örgütlerinin Türkiye için vazgeçilmezliği daha iyi anlaşılmaktadır. Bunları düşündüğümüzde şükürler olsun ki Türkiye Kamu-Sen’liyiz, Türk Sağlık-Sen’liyiz diyoruz.

 

 

28 Şubattan 15 Temmuza, çözüm sürecinden toplu sözleşmelerde yaşananlara kadar duruşumuz her zaman hep aynı, inancımız tam tavrımız cesur ve yüreklice, kararımız ise hep doğrudan ve ülkemizden yana  olmuştur.

 

28 Şubattan bugünün tatlı su demokratları buldukları deliklere kocaman gövdelerini sıkıştırmaya çalışırken, bizler kesintisiz demokrasi diye alanlara çıkmıştık. 15 Temmuz’da birileri gidişata göre tavır alırken biz  vatan ve millet için meydanlara inerek şehitler verdik. 

 

Şehirlere bombalar yığılıp bin vatan evladının şehadetine neden olan çözüm sürecinde, birileri rol kapmak için yarışıp, akil adam olarak hayvanlarla bile iletişime geçerken biz Çözüm süreci ihanet süreci diyerek, akil adam olmayı reddetmiştik.

 

Tüm bunlara baktığımızda zamanın bizi haklı çıkarması tesadüf değildir. Çünkü biz olaylara milli bir pencereden, devlet ve millet açısından bakıyoruz. Yapılan her işin ülkemize ve insanımıza neler getirip götüreceğini düşünüyoruz.

 

Sendikal çalışmalarımızda da bu böyledir. Biz çalışanların her ne şart altında olurlarsa olsun kendi gelecekleri için Türkiye Kamu-Sen’i ve Türk Sağlık-Sen’i seçmeleri gerektiğini dile getirdik. Getirmeye devam ediyoruz.

 

Çünkü çalışanın gerçek anlamda temsilcisi biziz. Malum-sen ise kendisini yetkilendirenlerin temsilcisidir. Son toplu sözleşmede bunun adeta resmi bir belgesi olmuştur.

 

Bizler gerçekleşen enflasyonun üstünde, refah seviyesini arttıran bir ücret talep ederken, Malum-sen yüzde 30’larla başladığı zam talebini yüzde 3.5 tamamlamıştır.  4-5 puan artış olmazsa imzalamalıyız demesinin üstünden sadece 5 saat geçtikten sonra 0,5 zamma imza atarak kıvraklıklarını ve sahiplerinin kim olduğunu göstermişlerdir.

 

Sağlık ve sosyal hizmet kolunda da aynı ibretlik durum yaşanmıştır. Toplu sözleşme taleplerini ambulansla Çalışma Bakanlığı’na götüren memur-sen’e bağlı sağlık-sen, çalışanların temel taleplerini masada bırakmış, hiçbir şey kazanmadan masadan kalkmıştır.

 

 

Döner sermayelerin emekliliğe yansıtılması, yıpranma payının verilmesi, ek göstergelerin yükseltilmesi gibi temel taleplerin masada kapağı bile açılmamıştır.

 

 

Çünkü onlar sadece toplu sözleşmeye gelmeleri için yetkilendirilmişlerdir. O masanın hakkını verip çalışanın sorunlarını çözmek için gelmemişlerdir. Sadece toplu sözleşme masası değil hizmet kolumuzda yaşanan sorunlara baktığımızda da çalışanların nasıl bir felakete bizzat bunların eliyle sürüklendiğini görmekteyiz.

 

Döner sermayelerin sabite mahkum edilmesi, sonu gelmez nöbetler, sürekli yeni iş yükleri gibi sorunlar sıra dağlar gibi dizilirken hiçbir şey yapmamayı kendilerine ilke edinmişlerdir.

 

 

Bugün Sağlık çalışanları ekonomik kayıpları ile geçinemez hale gelmelerinin bir önemli nedeni de yetkilendirilen sendikanın yaptıkları ve siyasi idare ve yöneticiler karşısındaki el pençe divan tavrıdır. Bu diğer sorunlarında kronikleşmesine de neden olmaktadır.

 

 

Mobbing,  Aşırı iş yükü ve yoğun çalışma sonucunda çalışanlarının yaşadığı tükenmişlik sendromu artık intiharlara neden olmaya başlamıştır. Şiddetin yerini ağır darp, bıçaklama gibi cinayete teşebbüsler almaktadır. 

 

Sağlıkta yönetim sistemi ile yap boz gibi oynanmakta bununda faturası hala ve ısrarla çalışanlara çıkarılmaktadır. Hatırlayınız 6 yıl önce tüm uyarılarımıza rağmen sağlıkta 3 başlı yönetime geçilmiş ve bu bir reform gibi sunulmuştu.

 

 

Biz 6 yıl önce bu yanlıştır. Sağlık sistemini yönetilemez hala getirir ve sadece birilerine makam ve mevki sağlamaktan öteye gitmez demiştik.

 

 

Malum senliler ise bunu reform olarak sunan siyasi iradeye alkış tutmuştu.  Tarih bizi haklı çıkardı. Sistemin tıkandığı bizzat Başbakan tarafından itiraf edilerek bundan vazgeçildi. Eskiye dönüş veya yeniden yapılanmada da fatura yine çalışanlara çıkmış rutin işlemlerde bile sorunlar yaşandığı görülmüştür.

 

Tüm bunları değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo gayet açıktır. Artık sabır taşı çatlamış, bardak taşmıştır. Zulme dayanılacak hal kalmamıştır. Bakanlık sağlık personeli arasında yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi için üzerine düşeni yapmalı, çalışanlar içinde olumlu bir adım atmayı başarabilmelidir.

 

 

Sayın Bakanımız 5 ay önce göreve başladığından beri sağlık çalışanlarının memnuniyeti demekte fakat bir olumlu düzenleme hala hayat bulmamıştır. Biz suya yazılan ve ipe serilen çok vaat gördük. Sayın Bakan artık icraata geçmeli ve çalışanlara hakkaniyete uygun, kayıplarını telafi edecek düzenlemeleri hayata geçirmelidir.

 

Kıymetli Misafirler;

 

Sorun çok ama ümit vardır. O ümidin adı Türk Sağlık-Sen’dir.  Çünkü biz gösterdiğimiz onurlu mücadele, hak ve adaletten yana olan tavrımız ile sendikacılıkta marka haline gelmiş bir sivil toplum örgütüyüz. 

 

 

Günlük menfaatlerin peşinde asla koşmadık. Her ne söyleyip yaptıysak, vatan, millet, devlet ve çalışan için yaptık .

 

 

Çünkü biz sevdamızın peşinde hakkın çizdiği yol üzere olduk. Dilsiz şeytanlığa talip olmadık. Zulmü görmezden gelmedik. Bu çizgimizden zerre taviz vermeden de yolumuzda ilerleyeceğiz.  Başarmak ve kazanmak için var gücümüzle mücadele edeceğiz.

 

Umarız ki sağlık ve sosyal hizmet çalışanları da uçurumun kenarından dönebilmeyi başarabilirler ve iş güvencelerinin bile elinden alınacağı bir sürecin yollarını döşeyen bu malum-sen’e karşı gereğini yaparlar.

 

Çünkü Yetkiliyiz diye böbürlenen aciz, cesareti olmayan, pısırık sendikacılardan başka bir şey beklenemez.

 


Artık karar verme zamanı memurlarımızda; yetkili sendikaları değiştirme zamanı, masada haklarını savunamayanlara ders verme vaktidir. Eğer hizmet kolumuzda 244 bin çalışan bunlara üye olarak kalmaya devam ederse zalimin zulmüne tahammül ettikçe zulmün daha da artacağını unutmamalıdırlar.

 

Kıymetli Delegeler,

 

Sözlerimin sonunda sizlere seslenmek istiyorum. Bugün burada teşkilatımızın 4 yıllık yeni bir döneminin adımını atmak adına oylarınızı kullanacaksınız.

 

Her şeyden önce şunu bilmenizi isterim ki bizim seçimlerimizde kaybeden asla olmaz. Kazanan tektir, o da Türk Sağlık-Sen’dir. Bizim seçimlerimizde esas olan birlik ve beraberliktir. Çünkü biz Bir araya gelmenin bir başlangıç, bir arada bulunmanın bir gelişme ve birlikte çalışmanın ise başarı getirdiğine inananlarız.

 

Genel kurulumuzda bir araya gelmemizde birlikte hep beraber sendikamız için çalışacağımız anlamını taşımaktadır. Bizim için esas olan da budur Çünkü başarının anahtarı burada gizlidir.

 

 Geride bıraktığımız dört yıl içerisinde şube yönetim kurulu üyelerimizden temsilcilerimize kadar yılmadan baskılara boyun eğmeden mücadele eden tüm arkadaşlarımı yürekten kutluyorum. Hiçbirinizin hakkının asla ödenmeyeceğini de iyi biliyorum.

 

 Bugün demokrasi şölenimiz sona erdikten sonra şubemizin yön verenleri olarak yapacağımız tek bir iş var.  O da daha fazla çalışmak.  Hiç durmadan duraksamadan çalışacağız, yorulmak kelimesini lugatımızdan çıkaracağız.

 

 

İlimizde sendikamızı daha yükseğe taşımak için elimizden geleni yapacağız. Buradan ilimizde bizim sendikal mücadelemizi benimseyerek bizimle aynı safta yer alan tüm üyelerimize de sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Mücadelemizin anlamı olan üyelerimize sizin hakkınızı için varız.

 

Elimizin den geleni de her zaman yaptık,  yapmaya  da hazırız diyorum.

 

Koşan elbet varır, düşen kalkar
Kara taştan su damla damla akar
Birikir sonra bir gümüş göl olur
Arayan HAKK’ı elbet bulur.”

İnançsız zümreyi yokluk kemirir,
Ezelden ebede her var bizimdir.
Kanundur zamanı zaman devirir,
Zamanı kuşatan yer var,bizimdir.

Maddeye tapmayız ezelden geldik,
Her şeyi kuşatan ebed bizimdir.
Çirkini sevmeyiz güzelden geldik,


Arkadaş son zafer elbet bizimdir. Diyor,

Olağan genel kurulumuzun öncelikle şubemize, teşkilatımıza ve üyelerimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.



Bu haber 819 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER KÜLTÜR SANAT HABERLERİ

ARAZİ 3

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ