site en üstü (İNKA)

  • BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
27-02-2019 13:01 Kategori: SAĞLIK | Bölge: İstanbul

Başarısız doktorlar reklam yasağına da uymuyor..

Başarısız doktorlar reklam yasağına da uymuyor..
  • Facebook Paylaş
  • Yorum Yaz

Şimdi sizlere Medical Park Hastande yaşadığım gerçekleri yazacağım. Allah beni ve bütün insanlarımızı Hastaneye düşürmesin. Sağlık ve huzur versin. Vurdum duymaz, insanın, hastanın değerini bilmez, kendinden başkasını tanımaz, hastası ile ukalaca konuşan doktorlardan uzak tutsun ve korusun. Bir çok okurlarımızın malumu olmak üzere geçen hafta gazeteci meslektaşım çok sevdiğim değerli dostum ve aynı zamanda derneğimizin kurucu üyelerinden ve başkan yardımcısı Berkant Aydın Doğan aniden rahatsızlanarak gecenin saat 02’sinde beni aradı ve onu acilen Hastaneye yetiştirdim.

Arkadaşım meslektaşım, Aydın Doğan’ı önce Araştırma hastanesine  acil bölümüne götürdüm. Orada hemen müdahale ettiler, kalp krizi teşhisi koydular. Gereken müdahale neyse iğne, ilaç, film, tahlil vs. yaptılar. Sabah saat 05 sıralarında acilde yer yok diye sevk etmeye yer aradılar ve önce Samsun’a göndermeye karar verdiler.  Sonra ellerinde kağıtla 112  acil Ambulans geldi. Medical Hastanesinde yer var oraya götüreceğiz dediler. Tabii ben de bu arada rahatlayarak ferahlamış oldum. Fakat, şu ki; hastanın sevki hangi hastaneye gönderileceği doktorların veya hastane yönetiminin elinde mi olur, yoksa Ambulans sorumlusunun elinde mi olur?

 

Neyse hastamı alıp, Medicale gittik. Orada da kısa bir işlem yaptıktan sonra yan yataklar da boş olduğu halde  yer yok servise çıkacak sabah doktor gelip bakacak dediler. Neyse gecenin uykusuzluğunu 2 saatlik kestirme ile atlatarak sabah saat 10.oo oldu görevliye sordum bekleyin doktor gelecek, git aşağıda kardiyoloji doktoru Ali Cemal Sağ’dan bilgi al dedi..

 

Ancak, bu işlemleri yaparken ve hatta hastaneden taburcu olup taa, ki; bazı siyasiler Doğan’ı ziyaretine gelip, çiçek gönderene kadar kimse bizim gazeteci olduğumuzu bilmiyordu.  Bütün işlemlerimizi normal sıradan bir vatandaşmış gibi yapmaya çalıştım. Ancak,  Hastane hastalarla dolduğu için benim de ister istemez hasta olasım geldi.. İçime bir ürperti girdi, tiksinme geldi, hastaneden kaçmak kurtulmak istiyordum ama, arkadaşımı bırakamazdım.  Neyse bir an önce istiyordum Doktorun odasına gireyim ve girdim.  Bana biraz sonra hastayı yoğun bakıma alacağını ve ne yapacağını söyledi (Anlamadığım için unuttum)

 

İçerde beklemenin anlamı yoktu ve zaten yasaktı. Öğle vakti oldu Dr. bey dışarı çıktı. Sorduklarıma cevap alabilmek için ağzını burnunu kıvırıyordu. Mesai başlayınca bakarız diyordu. Öğle mesaisinden içeri giderken yanımdaki arkadaşlarla birlikte koyunların çobanın peşinden gider gibi gittik. Sonra yanımızda yürümekten sıkılmış olacakki; siz gidin içeri ben geliyorum dedi.. Artık adamla aramızda  tartışma olmasın, ters düşmeyelim diye son derece hassas ve tedirgin davranmaya dikkat ediyordum.

 

Bir müddet sonra geldi, içeri girmeyin dışarıda bekleyin dedi, saatlerce beklemeye devam ettik. Bir şeyler sormaya başladım, bana bir şey sormayın, bekleyin  dedi. Bunları söylerken de zor şer  yüzüme bakmadan, kerhen, isteksiz, laubali hareketleri beni çıldırtacak dereceye kadar getirdi. Sabrımı epeyce zorladım. Tekrar gittim, bekle işte dedi.  Diyorum ki; Dr. Biz burada bekleyelim mi, gidelim mi, yapacak bir şeyimiz var mı diyorum. Bana niye soruyorsun diyor. Sonunda baktım bardak taşacak,  yanımda bulunan arkadaşlarım olan bağımsız aday Yener Turan, muhtar adayı Emre Yayla’ya dedim ki; birkaç işim var siz burada bekleyin, ilgilenin diyerek ben işlerimi yapmak için ayrıldım. Benden sonra bu arkadaşlarım da aynı hareketlere maruz kalmışlar. Neyse o gece Berkant Aydın Doğan  bey hastanede kaldı. Ama, bana yalvarıyor,  ben iyi oldum gazeteciliğini kullan beni buradan çıkar diyordu. O da bunalmıştı.

 

AMELİYAT İÇİN 50 BİN LİRA İSTEMİŞ.

 

Neyse ben sabah Ünye’ye İdris beyi karşılamaya gidene kadar Hastaneye gittim ve arabamı da Yener beye  bıraktım, sen ilgilen dedim. Bu arkadaşımız da benden sonra aynı davranışlara maruz kalmış.  Telefonla da sürekli irtibat halindeydik. Dr. Bunu muayene etmiş, yarın başka Dr. gelecek seni ona göstereceğim. Şayet burada amelaiyat olursan 50 bin liraya yaparız. Ama, Ankara’da bir hastane var 8-10 bin liraya yapıyorlar demiş.  Olmadı, kabul etmemiz mümkün değildi, akşama doğru hastaneden taburcu  oldu. Şimdi bu arkadaşımız Ordu Devlet Hastanesinde ameliyat olacak bir kuruş ta para ödemeyecek. Sayın Dr. Ali Cemal Sağ, sizin meslek anlayışınız bu mu, insanlara değil, paraya mı değer veriyorsunuz?

 

DOKTOR HAKLARI VARSA, HASTA HAKLARI DA VAR..

 

Bilindiği gibi ülkemizde sürekli doktorlara şiddet uygulanıyor.  Bu şiddet uygulayanları her zaman kınayan ve eleştiren biriyim.  Şimdi ben düşünüyorum. Sakin, olgun ve sabırlı davranmasaydım, cahil biri olsaydım, veya benim yerimde bir başka vatandaş olsaydı, yaptığı davranışlar karşısında bu doktorla tartışarak kavga niza etselerdi adı doktora şiddet olacaktı. Peki bu ülkede, sağlık camiasında doktor hakları varsa, hasta hakları da var. Ben şimdi bu yaşadıklarımı eleştirerek hakkımı kullanarak kamu oyunu bilgilendiriyorum.  Sakın rahatsız olmayın, sizleri ve Ordu Medicalpark hastane yöneticilerini uyarıyorum. Hasta mı önemli, para mı önemli, hasta-doktor ve yakınlarına karşı davranışlar mı önemli?

 

Bunu sormadan da geçemeyeceğim.  Kafama takılan bir de soru var.  Hastanelerde yoğun bakımda önce yer yok deniliyor. Sonra uzak yerlere sevk edilecek deniyor, sonra  konuyu anlamadn  Medicak Hastanesi öneriliyor. Bu uygulama sürekli yapılıyormuş. Acaba diyorum, Doktor, ambulans ve Medical hastanesi bu konuda üçlü bir  koalisyon kurarak, farklı bir kazanç mı elde ediliyor? Sadece kafam karıştığı için soruyorum. Aslında hasta bir insanın tedavisi sırasında ona yapılan tıbbi muayene değil, ona yapılacak güler yüzlü davranış,  tebessümlü  bakış, doktorun göstereceği sevgi ve yaklaşım hastayı daha güzel tedavi edeceğine inanıyoruz.

 

BU DOKTOR ve MEDİCAŞ PARK HASTANERSİ

REKLAM YASAĞINI DA DELİYOR..

 

Şimdi bu doktorla yaşadığım sorun içime dert etti. O hastanedeki hastaları görünce kafam karışmaya başladı. Tam da bu sırada doktor beyin Altınordu’da elektrik direğinde asılı bir reklamını gördüm. Mesleğim icabı biliyordum ve zaman zaman da bizlere şikayet geliyordu.  Doktorların ve hastanelerin durumuna ve konumuna göre reklam  yasağı vardı. Reklam yapılsa bile yasal bir kısıtlama kriteri  vardı. Bu konuyu İl sağlık müdürüyle de konuştuğumda, “Yasaklara kimse uymuyor, para cezası kesiyoruz, yine reklam yapıyorlar, cezalar caydırıcı değil” demişti. Sağlık kurallarına ve yasaklara uymayan doktor ve hastanelere de güven olmaz. İyi bir doktorun ve Hastanenin  reklama da ihtiyacı olmaz.  Ben bunları yaşayıp görünce  bu doktor beni  hasta etti.  Daha nicelerini de hasta edebilir. Hasta götürdüğüm için sanki cezalandım. Şimdi merak ediyorum bu doktoru hem hasta ve hasta yakınlarına yaptığı davranışla, hem de reklam yasağına uymadığı için hem çalıştığı kurumu, hem de doktorun kendisini kim cezalandıracak? Takipçisi olacağım. Ancak, Eğitim araştırma hastanesinde gördüğümüz ilgi ve alakaya da ayrıca teşekkür etmesem ayıp etmiş olurum.

 

OSMAN ŞAHİN

Türkiye Yerel Basın Birliği (TYBB)

Ordu Şb. Yön. Kur. Bşk.

 

NOT: Biz istersek bir gazeteci olarak ne yapar yapar,  adamını bulur,  bir çare arar hastamızı en iyi şekilde tedavi ettirebilirdik.  Bu bilgiye, beceriye ve çevreye de sahibiz.  Ama niçin doğal ve yasal haklarımız varken,  herkes üstüne düşen görevini  hakkıyla yapması gerekirken, diğer zavallı kimsesiz insanlar madur olurken biz böyle bir önceliği seçmemiz hangi vicdana, ahlaka  ve adalete sığar.? Bu nedenle böyle bir yolu denemeyi asla arzu etmiyoruz ve kimsenin denemesini de istemiyoruz. Çünkü, biz bütün haksızlıkların, hırsızlıkların, yolsuzlukların ve  adam kayırmacılığın karşısındayız.



Bu haber 1527 defa okunmuştur.
HABERE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


DİĞER SAĞLIK HABERLERİ
gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ