• BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
07-01-2018
ALİ ERDOĞAN

ALİ ERDOĞAN

Yerel ve ulusal eleştirilerde EKONOMİ ve TERÖR..
alierdogan@globaltemizliltd.com.tr

Son araştırmalara göre Türkiye’de terör sorunu 1. sırada yer alırken, bu sıralama yer değiştirmiş, birinciliği ekonomi almış, terör 2. sıraya düşmüş..

 

Bu da gösteriyor ki; Türkiye’de ekonomi can çekişiyor..

Tabi, bunu sorgulamak gerekiyor. Bu kavramlara doğrulukla sahip çıkmak, "şerefli, haysiyetli ve namuslu" yaşamanın zorunlu gereğidir. Ekonominin sorgulaması gerekenler bunlar olsa gerek!

 

Donald Trump, aklı sıra Türkiye’yi ekonomi tokadı ile tehdit etmeye çalışıyor.. Oyun üstüne oyun oynuyor..

 

Trump, Trump, derken kendisi TURP oldu..

ABD’de 8 Kasım 2016 tarihinde yapılan başkanlık seçimi propagandasında İslam karşıtlığını öne çıkaran Donald Trump, seçimden galip çıktı. 20 Ocak 2017 tarihinde yemin etti ve ABD’nin 45. başkanı oldu. Tutarsız eylem ve sözleri olan Trump, kısa sürede nasıl biri olduğunu herkese gösterdi. Bizim siyasi iktidarın özellikle seçim sürecindeki desteği ise hep Trump’dan yana olmuştu. Ancak Trump sonrası Türkiye-ABD ilişkileri eskisinden de kötü bir duruma geldi.

 

Artık bundan sonra TURP’mu olur, ŞALGAM mı olur bakacağız!..

Yalancılıkları, sahtekarlıkları deşifre oldukça birbirlerine düşüyorlar. Müslüman görünen Müslümanlıktan geçinenler arası çatışma sürüyor.  Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu tarihte olduğu gibi yine karanlık bulutlar kapladı. İslam adına birbirlerine düşmanlık yapıyorlar, yalan söylüyorlar, hırsızlık yapıyorlar, İslam adına katlediyorlar.

 

Ülke sorunları karmaşık halde. Her kafadan bir ses. İftiralar, suçlamalar, hakaretler birbirini kovalıyor.

 

Ölçü kaçmış durumda.

Eleştiri ya da tenkit. Bu kelimeler zaman içinde yol alırken birçok kaza geçirmiş ve anlamlarının bir yanını yitirmiş kelimelerdendir.

 

Nedir bunlar?

 

Eleştiri veya tenkit, bir insanı, bir grubu, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla incelemek, araştırmaktır.

 

Bazılarının zannettiği gibi eleştiri veya tenkit açık aramak, kusur kovalamak veya düşmanlık mıdır? Asla!

 

Eleştiri doğruyu ve yanlışı delilleri ile araştırmak ve bulunanı ikna edici seviyeli bir dille ortaya koymaktır. Bunun sevgi ve yergi ile alakası yoktur. En azından olmamalı. İnsan sevdiğini de eleştirebilir, sevmediğini de. 

 

Ama bizim yöneticilerimiz bazı eleştirileri hazmedemezken, eleştirinin dozunu da kaçırıyorlar.

 

Hatta bu eleştiri sözleri evde aile bağlarını örf ve adetlerimizi de bozar duruma geldi.

Tabi bu eleştirilerin hem ulusal boyutu, hem de yerel boyutu vardır.

Yerel yöneticilerimiz eleştirileri hiç mi, hiç hazmedemiyorlar.

Ne yazarsan arkasından hemen başka bahaneler gelir, seni susturma yönleri ararlar..

Yeni taktikler denense de bu herkes için geçerli olamaz.  Herkes başaramaz, başarsa da kabul ettiremez.

Neyse ben bu işlerin derinliklerine inmeyi pek uygun görmüyorum.

Eleştirileri hazmedemeyenler, ya hatalarını düzeltirler, ya da kabul etmek zorunda olduklarını kabullenirler. Bu yerelde de genelde de böyle olmalıdır.

Tek arzumuz, alay ve aşağılama olmasın. Çünkü bunlara cevap vermek, ikinci kez üzülmekten başka ne yarar sağlar ki?

 

Yeter ki hakaret olmasın, hepsine açık olmanız gerekir..Hepsine verilecek cevabımız da olabilir, ama çoğunu tatlı bir tebessümle susarak karşılıyoruz Bazen şimdi olduğu gibi toplu cevaplar da veriyoruz.

 

Bukalemun gibi kimlik kişilik fikir değiştiriyor. Her gün farklı gömlek giyiyorlar. Pişkinlikle sırıtıyorlar. 

 

Türkiye, Türk Milleti, Cumhuriyet, din, kimlik ve Türkçe üzerinde oynanan oyunlara duyarsız kalanlar ve tepki gösterenler var...

 

 

Şimdi şunu soralım: Bugün işlerini beğendiğimiz ve övdüğümüz kimi insanlar, yarın yanlış yaparlarsa ve biz de buna binaen onları yanlış bulur ve tenkit ederek eleştirirsek, bu bir çelişki midir? Bunun için dün övüyordunuz, şimdi niye yeriyorsunuz, denilebilir mi?

 

Sonra iyi niyetlerine inandığımız ve sevdiğimiz kimi insanlara sırf bazı işleri yanlış yaptılar diye düşman mı olalım? Ya da insanımıza ve kutsal değerlerimize savaş açmış birileri şimdi bir iki iyi iş yaparlarsa, bu işlerine iyi demeyelim mi?

 

Veya sürdürdükleri düşmanlıklarını unutarak onlara dost mu olalım?

 

Siyasette de durum böyledir. Bir partiye oy verilirken zaman, zemin, şartlar, imkanlar, getiriler, götürüler, karşı görüşün durumu, gücü, verebileceği zararlar, konjonktür, dünya şartları dengeler ve pazarlıklar gözetilebilir.

Ama yerel yönetimler ile yerel gazeteciler arasında hiç de böyle değildir. Her şey düzelebilir, dostluklar yaşanabilir ama, yağcılık, yalakalık ve menfaat gözetmeden olmalıdır.

Gerçekten bu kadar sorunların yaşandığı ülkemizde sonuç dönüyor, dolaşıyor, ekonomiyi ve yönetimi etkiliyor. Sonra da terörü bitirdik ekonomi iyi deniyor.

İnanıyor musunuz?

Atalarımız, büyük lokma yut, büyük söz söyleme, demişler.

Sevgilerimiz de, yergilerimiz de ilkeli, ölçülü ve dengeli olmak zorundadır. Yoksa utanabilir insan.

 

Sevgi için çaba gerekir, çaba gösterilmeyen sevgi yeşermez.

Ekonomi iyi değilse,  terör devam ediyorsa hepsinin nedeni bizim iç kavgamızdır.

Bu makale 3815 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ