• BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
28-09-2014
AYSEL OTURAK

AYSEL OTURAK

ENGELLİLER OLMASA İKTİDAR OLAMAYACAKLAR
ayseloturak@gmail.com

Cenab-ı Allah her kesimin geçinebilmesi için mutlaka bir çare verir, derman arayanlara derman, rızık arayanlar da rızıklarını bulurlar..

 

Buna birilerinin mutlaka vesile olmaları gerekir.

 

İnsanoğlunu yaratan Allah kimine çok para, kimine de mal mülk verir ama onu insanlıktan nasibini alması için de sınava tabi tutar.

 

Çünkü, o paraya pula tapmış, kendini beğenmiş, hayırseverlikten, insanlıktan, uzak kalmış, nasibini almamış, bugünkü dünyada gününü gün eden, zevki-i alemde yaşamaktan başka bir şey düşünmemiş..

 

Günümüzde öyle insanlar da var ki; mümkün olduğu kadar geçimini namusu ile hayır dualar alarak, yoksullara, engellilere yardım ederek vasat bir şekilde sürdürmeye çalışıyor.

 

Kimileri var ki; gerçekten hangi insanların elinden tutacaklarını, kimlere yardım edeceklerini ve hayır dualarını alıp nasıl bir insanlara yapılmasının hesaplarını yaparak ellerinden gelen desteği vermeye çalışırlar..

 

Tabi ki; her şey biz insanoğlu için yaratılmış ama yeryüzünde milyonlarca canlılar içersinde en değerli canlı varlığın insanoğlu olduğunu da unutmamalıyız.

 

Düşünecek olursak dünyada milyarlarca insan yaşamaktadır.

 

Şöyle  etrafınıza bakarak iyi bir analiz yaparak etrafınızdaki insanlara baktığınızda o insanların birbirlerinden farklı olduğunu, herkeste ayrı bir yaradılış farkı göreceksiniz. Milyarlarca insan nasıl da ayrı bir tip, boy, göz, kulak ve renk ayrıcalığı bulunarak birbirinden ayırt edilmektedir. Birinin bile parmak izi işareti diğerini tutmaz!

 

Birbirinin tıpkı aynısının benzeri olduğunu bulmak imkansızdır. Her insan farklı yaratılmıştır. Bunun farkını kimse anlayamıyor…

 

Cenab-ı Allah insanoğlunu öyle yaratmış ki; Irkı cinsi değişik olanlar gerçekten sima ve yapı (düşünce) olarak da birbirlerine benzemiyorlar. Hatta sesleri ve konuşma üslupları de tutmaz.

 

Nasıl maddi açıda zengin insan, fakir insan varsa, sağlıklı insan, sağlıksızlık farkı ve engelli dediğimiz insanlar da vardır. Her ne şekilde olmuşsa olmuş ama şimdinin tabiriyle engelli veya farklı gelişenler.

 

Engelli insanların da dertlerine göre çeşit farklılıkları vardır. Bizler sağlıklı olanlar onların dertlerine yaşamlarına her nedense duyarsız kalırız. Çünkü yaşayıp farkına varamamışsınızdır. Görüp derdini sormamışsınız en azından empati bile kurmamışızdır kendimizi onun yerine koyarak.

İşte bu insanlarımızın, kimilerinin gözü görmez, kimilerinin beyni çalışmaz, kimileri duymaz, kimilerinin de bir organları eksiktir, kimileri de ayağa kalkamaz yürüyemez…

 

İşte en acıklı olan da budur. Senin gözün görüyor, kulağın işitiyor, ayağın da yürüyor, sapasağlamsın. Ama hiç arkana dönüp de tekerlekli sandalye ile gelen bir insana derdin nedir, bir ihtiyacın var mı diye sordun mu?

 

Hayır diyeceksin.
 çünkü sen onunla yaşamıyorsun, elinden tutmuyorsun, hiçbir maddi ve manevi desteğin olmamış sen onun duygularından anlayamazsın… Onun gibi düşünemezsin!

 

Hiç sağına soluna bakıp da kulağı duymayan, gözü görmeyen bir engellinin elinden tutarak yolun karşısına geçmesi için yardım ettin mi?

 

Etmedim diyeceksin çünkü sen onun halinden anlayamazsın.

 

Çünkü sen yaşamıyorsun onun yaşadığı hayatı.

 

Çünkü sen çekmiyorsun onun çektiklerini. Hâlbuki kaldırsan onun önünden engelleri o zaman “engelli de engellenende” kalmayacak etrafta…

 

Çünkü elinden tutarak, arabasından iterek sen götürmüyorsun onu, ihtiyaçlarını sen görmüyorsun. Bir bardak suyunu sen vermiyorsun, halin nedir, derdin nedir diye sormuyorsun.

 

Ama o senden bu yardımları bekliyor en azından kendisine koyduğun “engelleri” kaldırmanı ama sen hala farkında değilsin.

 

Neden, çünkü sen kendi kedine kimsenin yardımına muhtaç olmadan yürüyorsun, suyunu kendin alıyor içiyorsun ihtiyaçlarını da giderebiliyorsun..

 

Birileri elinden tutacak, beni ayağa kaldıracak, bir bardak suyumu verecek, gezmeye yada ihtiyaçlarımı görmeye götürecek mi diye bir endişen yok da ondan..

 

Bir de anne düşünün veya baba.  Evladı engelli.  Allah vermiş, öyle emretmiş deyip görmezden gelip geçtiklerimizi. Anneleri her gün onların yanından ayrılamıyor. Su isteyecek, yemek isteyecek, bir yere götürülecek diye… Kendi hayatlarından vazgeçiyorlar…

 

Ama bugün aynı sorunları sen o bu genellikle de yönetimler idareler yaşasaydın daha farklı olacaktın… Çaresiz kalacak daha duyarlı olacaktın.

Bazı menfaat peresler de engellilerin sırtından geçinmeye çalışıyorlar görmezden geliyorsun!

 

 

Gençlik ve sağlığın kıymetini bil, oturduğun koltuğun amacını bilerek değerini ver.

 En  iyi sağlığı ona susayandan sor ve yine sağlığın tadını esarette kalanlardan öğren. 

 

Gözünün önünde, gözlerine bakan bir engellinin sana neler hatırlattığını düşünemiyorsun, bil ki onun bu gün ettiği feryatlar seninde yarının içindir.

 

ALMAN GEREKEN DERSİ ALMIYOR, ÖDEVLERİNİ, GÖREVLERİNİ YAPMIYORSUN. OTURMAKTA OLDUĞUN KOLTUĞUN HAKKINI VEREMİYORSUN, BAŞINI YASTIĞA KOYDUĞUNDA KAFAN RAHAT UYUYORMUSUN?


ÇÜNKÜ SEN, ENGELLİ İNSAN KİMDİR, NEDİR NEYE İHTİYAÇ DUYAR BİLMİYORSUN.

 

 

 

Bu makale 5902 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


Son Baskı gazetemiz

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ