• BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
03-09-2015
AYSEL OTURAK

AYSEL OTURAK

İNSAN NEDEN YAZAR?
ayseloturak@gmail.com

Tam da elimi ayağımı çekmiştim yazılardan ve yazılanlardan çekmek üzereydim çünkü artık anlamsız ve yetersiz gelmeye başlamıştı.

 

Bir şeyleri okumak ve yazmak her ne kadar duyguların yoğunluğu ve hayatın yorgunluğundan olsa da, anlamını yitiriyor yerine göre.

 

Bazen, hayatımızı tam anlamıyla dolduran bir sevgi onunla geçireceğin ömürde hiçbir şeye zaman ayırmak istememek, bazen de yazılarından dolayı yanlış anlaşılmak, eleştirilmek.

 

Oysa yazmak;

 

Anlatmak gerekliliğinden ötürü yazar insan, yorgunluğunu yazarak hafifletir, kendini ifade etmenin bir adı konuşmaksa diğeri de, yazmak olduğundan yazar.  Anlatmak, konuşmak, paylaşmak yaşadığının kanıtıdır. Şayet paylaşacak cümlelerin, katkıda bulanabileceğin bir fikrin yoksa yaşadığını nasıl kanıtlayabilirsin ki, nasıl anlaşılır - anlatırsın derdini ve sevincini?
 

İNSAN NEDEN YAZAR?

 

Toplum, bireylerin bir araya gelmesiyle oluşur; birlik beraberlik olan yerlerde ise sevgi bağları güçlenip, temelleri sağlam atılır. Toplumda bireyleri birbirine bağlayan temel değerlerden biri de. Örf ve adetlerdir. “Örf; yasalarca belirlenmemiş olan, halkın kendiliğin de uyduğu davranış biçimleri ve kurallarıdır”. 

 

Günümüzde her şey değişti artık. 
Saygı, anlayış, hoşgörü kavramları raflara kalktı. 

Neden mi? Mutsuzuz!

 

( Aşkım kapışmak’ın; Ruhuna dokun adlı kitap’ın da dediği gibi)

“ Kendimizle yüzleşmek yerine, koşar adımlarla kalabalıktan, kalabalığa eğlenceden, eğlenceye koşuyoruz. Artık sohbetler yok,  ne arkadaşlık, ne dostluk ne de evlilik beraberlik dışarıdan bakınca fotoğraflar ne güzel hep gülümsüyoruz, diye” …

 

İçimizse kan ağlıyor, yalnızlık çığlıkları atıyor, konuşmak anlaşmak sevdiğimiz gibi sevilmek istiyoruz, diye aslında…

 

O tip eğlencelere dalamayan gezip tozamayan da dalmak istemeyen, ya da konuşup kendini ifade edemeyen etmesine müsaade edilmeyen birçok kişi kendisini yazmak, bir yerlere gönüllü olmak gibi bir oluşumla avutması kadar normal bir şey olamaz.

 

Çoğu insan kendini yazarak ifade etmekten hoşlanır. Bu insan doğasının bir parçasıdır. Yazmak da insan doğasına uygun bir eylemdir. Bu herkesin yazar olmak istemesi anlamına gelmez. Üretmek her insanda olan bir içgüdü dür. Bazı insanlar bu güdüsünün farkında, bazıları ise değildir. Üretme isteğinin dünya üzerinde var olmanın bir parçası olarak gören kişiler üretmeden duramazlar.

 

 En önemlisi karşımızdakini dinlemiyor ne dediğini anlamadan yargılıyor eleştiriyoruz.


Bize kaybettiren en önemli şeyinde bundan dolayı olduğunu anlamıyor, yine başkalarını suçlamaya devam ediyoruz.

Sevilmek istiyoruz iliklerimize kadar, bunu hissetmek istiyoruz.

Peki, ben ne kadar sevgi veriyorum diye, soruyor muyuz kendimize?

 

Kendimizle yüzleşemediğimiz içinde ben ne yapıyorum diye soramıyoruz,  insanlığımızdan ötürü bizlere bahşedilmiş olan güzellikleri göremiyoruz. Bulduğumuz sahip olduğumuz sevgileri kıskanç duygularımıza yenik düşürüyoruz, sevgiyi buldukça hep daha fazla istiyor yetinmiyoruz, sonunu da hazırlıyoruz!

 

Sadece karşımızdakinden devamlı sevgi ve sadakat beklentisi içinde olunca, sürekli onay beklemeye başlıyoruz.
Sonra da yeşertilemeyen umutlarımıza yetişilememeye başlandığında kavga, husumet bozgunluk çıkartarak beklentilerimizi bu şekilde almak istiyoruz.

 

Önce söylüyor sonra düşünüyoruz, önce düşünüp sonra söylesek sıkıntılarımızda olmayacak, anlaşmamazlıklar da aslında.

 

İnsanlığın ve vicdan seslerinin sorgulanıp, duyulması dileklerimle....

 

Bu makale 7453 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


ARAZİ 3

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ