• BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
04-07-2013
İbrahim DÜLGAR

İbrahim DÜLGAR

LAİKLİK, CARİ AÇIK VE GÖKKUŞAĞI ÇOCUKLARI
dulgaribrahim@gmail.com

Laiklik; kişilerin din, ibadet, vicdan özgürlügünü teminat altına alan, din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmamasını saglayan ilkedir.

            Atatürk’ün laikliği, aklı, bilimi işaret ettiği sözleri;

“Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir.”

“ Din lüzümlu bir müessesedir. Dinsiz bir milletin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler, igrenç kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz.”

 

Atatürk’ün Laiklik ilkesi doğrultusunda yaptığı reformlar:

1.         Cumhuriyetin ilanı 29 10 1923

2.         Tevhid–İ Tedrisat (Öğretimin Birleştirilmesi )    03  03  1924

3.         Halifeliğin kaldırılması    03  03   1924

4.         Anayasanın kabulü    20  04   1924

5.         Tekke ve türbelerin kapatılması 30  11   1925

6.         Laik hukuk düzenine geçiş             1926

7.         Mason localarının kapatılması 1935

 

               Günümüzde mısır ve diğer islam ülkelerindeki siyasal belirsizlikler, mezhep çatışmaları, etnik çatışmalar ve kardeş kavgalarının altında o ülkelerdeki laiklik kurumunun yeterince benimsenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.

               Yukarda ki anlatımlardan anlaşılacağı üzere “hayatta en hakiki mürşit ilimdir”. Diyen Atatürk’ün kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti siyasetinin temeli laikliktir. Bu kavramın Türk ekonomisinde karşılığı da cari açıktır. İşte cari açık bu kadar önemlidir. Kapatıldığı sürece sorun yoktur diyenlere duyurulur.

 

               Cari Açık kavramı; Bir ülkenin, ticaret yaptığı diger ülkeler ile ilişkileri, ödemeler tablosunda izlenmektedir.Bu tabloda ülkenin mal, hizmet ve sermaye akımları gibi işlemler aracılığıyla sagladığı gelirin, dış ülkelere yapılan ödemelere eşit olup olmadığına bakılır.

 

               Ödemeler dengesi bilançosu; cari işlemler dengesi, sermaye haraketleri dengesi, rezerv hareketleri ve net hata ve noksan olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Cari denge olarak da tanımlanan cari işlemler dengesi, ödemeler dengesi bilançosunun en önemli ana hesaplarındandır ve dış ticaret ( ihracat – ithalat dengesi ), hizmetler (hizmet alımları – hizmet satımları ), yatırım ( net faktör ) gelirleri ( dış yatırım gelirleri – dış yatırım giderleri ) ve cari transferler ( karşılıksız olarak elde edilen dış gelirler – karşılıksız olarak yapılan dış giderler ) dengelerinin toplamından oluşmaktadır.

               Ülkenin cari işlemlerden elde ettiği gelirler, cari işlemlere yapılan giderlerden daha büyükse bu durum cari fazla ( cari işlemler fazlası ), daha küçükse cari açık ( cari işlemler açığı ) olarak nitelendirilmektedir.

 

Yıllar              Cari Açık           Toplam Borç

                        Milyar $                   Milyar $

1992                  -1,0                           78,2

1993                  -6,4                           92

1994                  -2,6                           86,2

1995                  -2,3                           96

1996                  -2,4                           108,8

1997                  -2,6                           115,4

1998                  -2,0                           133,8

1999                  -1,3                           145,6

2000                  -9,8                           170,30

2001                    3,4                          198,4

2002                  -1,5                           231,5

2003                  -8,0                           276,3

2004                  -15,6                         310,2

2005                  -22,2                         346,9

2006                  -32,2                          356,2

2007                  -38,30                       460,9

2008                  -41,90                       459,30

2009                  -14                             487,2

2010                  -48                            518,4

2011                  -77

2012                  -49

 

               Tabloyu incelediğimizde son yıllarda cari açık rakamlarının olağandışı arttığı görülmektedir. İşte bu artış toplam borcu arttırır. Ekonomiyi bağımlı, kırılgan hale getirir, sonrasında da bir dünya parası olan Doların patronu ABD merkez bankası başkanı Bernanke’nin “ Ekonomik kriz bitiyor” dolanımdaki doların miktarı azalacak, faizi artacak söyleminin etkisiyle borsamız düşer, doların değeri artar, faizler artar, belirsizlik uzun ince bir süre daha sürer.

                      

Türkiye’yi yöneten “Tek Adam”ın Gezi Parkı’na AVM inşa ettirme kararı, uzunca bir süredir baskılanan, sindirilen, ötekileştirilen, Atatürk’ün genç Cumhuriyetinin sorumluluk almayan apolitik gençlerini siyasetin merkezine çekti. Bu gençler ömürleri boyunca siyasetten kopamayacaklardır. İşte başbakanın Türkiye Cumhuriyetine en büyük armağanı Türkiye’nin geleceği olan bu gökkuşağı çocuklarıdır.

Mevcut iktidar, Gezi parkı sürecinde  Atatürk Kültür Merkezinde ki azılı teröristler diye adlandırdıkları Deniz Gezmişin de resmi bulunduğu portreleri kaldırarak yerlerine ortada Atatürk resmi bulunan iki adet Türk bayrağı asmıştı.

Aklıma bu azılı teröristler takıldı. Nihat Behram’ın Dar Agacında üç fidan adlı kitabını okudum. Sayfa 22’de Hüseyin İnan’ın konuşmasından bazı bölümler;

 Duruşma yargıcı soruyordu:

“Mahkemeye itimadınız var mı ? “

Hıdır Oğlu 1949 dogumlu, Kayseri Sarız ilçesi, Bahçeli Mahallesi nüfusuna kayıtlı, ODTÜ’den ayrılma Hüseyin İnan:

               “Mahkemeye güvenim yoktur. Sıkı yönetim mahkemelerini yargı organı olarak kabul etmiyorum.

               Elli yılın bütün hesabını yirmi gençten soruyorlar.

               Cumhuriyet tarihinde ilk defa yirmi genç idam talebiyle yargılanıyor.

                Erim iktidarı üç aylık politikasıyla, sanayiciler ve büyük tüccarlar hariç, Türkiye halkını açlığın ve sefaletin eşigine getirmiştir. Bu tehlikeli uygulamayı örtbas etmek için yirmi genci topun ağzına sürmek yetmeyecektir.!

               Tarih, asıl suçluları affetmeyecektir.!

               Asıl suçlular kurtulsa dahi, onları koruyanlar tarih önünde er geç hesap vereceklerdir.

               Bu mahkemenin sonucu adli bir skandal olabilir. Fakat, mahkemenin sonucu ne olursa olsun dediklerimiz gerçekleşecektir!

               Ta ki vatanı Amerika’ya satanların ve gericilerin sonu gelene kadar, bu kavga biz olmasak da devam edecektir!

            Yurtsever analar var oldukça devam edecektir! Kısaca; anaların rahmine el atılamayacagına göre, mutlaka devam edecek ve başaramayacağına göre, mutlaka devam edecek ve başaracaklardır.

Bu makale 2797 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


ARAZİ 3

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ