site en üstü (İNKA)

26-06-2019
Osman ŞAHİN

Osman ŞAHİN

BİR OY İÇİN ÖCALAN’A SIĞINMAK..
gazeteyon@gmail.com

Şimdi millet soruyor?

Oyları kim çaldı?

 

23 Haziran seçimlerinden sonra Başkan Erdoğan ile yardımcısı Bahçeli’nin sesleri çıkmaz oldu..

 

Acaba başka ne gibi hesaplar yapıyorlar, yoksa yeni bir seçim modu mu hazırlanıyor?

 

Yeni bir plan ve projeler mi yapılıyor.

 

31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerden sonra  AKP’liler kıyamet koparmıştı..

 

“CHP’liler, OYUMUZU ÇALDILAR”

 

Sonuçta ortada ne çalınan oylar vardı, ne de oyu çalan hırsızlar.

Ne de böyle bir gerekçe..

Her şey düzmece yalan ve uyduruk bahaneler..

Sonra kalktılar 13 bin oy farkıyla kazandım sayılmaz..

Alavere, dalavere, suçlamalar, karalamalar, iftiralar, yalanlar, dolanlar..

 

Bahane çok, “İstanbul seçimlerinde hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu ama fark edemedik” açıklamasıyla akıl, mantık  ve vicdanı zorlayan, etik olmayan bir iddiayla Yüksek Seçim Kurulu’nu kullanarak, seçmen iradesini çaldılar. İstanbul Büyük Şehir  Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na verilen seçim kazanma belgesini (mazbatayı) da geri aldılar.

 

 

Sonuç 23 Haziran için randevu alındı..

Sonuçta, boylarının ölçüsü ortaya çıktı. 13 santimden 800 santime uzadı..

 

 

Bu hukuksuzluklar sonucunda İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimleri yenilendi. 31 Mart’ta yaklaşık 13 bin olan aradaki oy farkı, 23 Haziran’da resmi olmayan sonuçlara göre yaklaşık 800 bine yaklaştı. Ekrem İmamoğlu yaklaşık %54 gibi çok büyük bir oy oranı ile İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı’nı tekrar kazandı.

 

Aslında bu iftiraları atanlar, insanlara hırsız damgası vuranlar, kalkıp, özür dileyerek Ekrem İmamoğlu’nun elini öpmeleri gerekmez mi?

 

Şimdi süt liman oldunuz, sus pus oldunuz.

Aslı astarı olmayan iftiralar ile karalama kampanyaları  yaptınız.

 

Sonuçta, hatalarınızı, yanlışlarınızı görüp anladınız..

 

Galip geleni kabul etmek zorunda kaldınız.

 

Ancak 23 Haziran seçim sürecine gelene kadar yine birçok karalamalara, aşağılamalara, hukuksuzluklara ve tehditlere tanık olduk. Üstelik bazı öyle olaylara tanık olduk ki, bunları dünyanın hiçbir ülkesinde görmek mümkün değildir.

 

HDP.  İstanbul’da AKP’nin kaybetmesi, demokrasi güçlerinin kazanması için İmamoğlu’nu destekleyeceklerini bildirmesi üzerine, AKP yeni arayışlara başladı. 31 Mart yerel seçimleri öncesinde CHP ile İyi Partinin, PKK terör örgütüyle ittifak yaptığını söyleyen ve sürekli  “beka sorunu” var diyen Erdoğan, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığını kazanmak için bu kez PKK terör örgütünün çocuk katili başı Abdullah Öcalan’a sığındı.

 

Çünkü 2008 yılının Eylül ayında PKK terör örgütüyle Oslo’da görüşme yapıldığı ortaya çıkınca AKP Genel Başkanı “Görüşme talimatını bizzat ben verdim” demiş ve açılım süreci başlatılmıştı. Sonrasında Habur sınır kapısında terörist karşılama, yollara hendek kazıp, bomba koyulması ve birçok insanımızın yaşamını yitirmesi arka arkaya geldi. PKK terör örgütü halen can almaya devam ediyor, sürekli şehit haberleri geliyor.

 

Dünyanın hangi ülkesinde bir terör örgütünün başı çocuk katili, cezaevinden çağrı yaparak mektup gönderir, devletin resmi haber ajansı da bunu yayınlar? Mektubu açıklayan Munzur Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Ali Kemal Özcan TV. kanalına yaptığı konuşmasında  devlet gözetiminde üç saat çocuk katili terörist başıyla görüştüğünü açıkladı. Ali Kemal Özcan, Öcalan’ın HDP’ye İstanbul seçiminde tarafsızlık çağrısı yaptığını bildirdi.

 

 

Kırıkkale Üniversitesi'nde, mezuniyet töreninde siyasi içerikli olduğu için İstiklal Marşı’nın okunması yasaklandı mı? EVET!..

 

TRT’de terörist başının mektubunun okunması ve terörist kardeşinin röportajının yayınlanması serbest bırakıldı mı? EVET!

 

Daha da geriye dönecek olursak, 15 Temmuz darbe girişiminin kontrollü olduğu anlaşıldı mı? EVET!

 

FETÖ Suçlaması ile on binlerce insanı KHK ile görevinden uzaklaştırdınız mı? EVET!

 

Bu suçsuz insanlar hala işsiz bekliyor, göreve iade bekliyor, çoluk çocuk, ailece perişan oldular, madur oldular mı? EVET!

Bu insanlara karşı yapılan haksız bir zulmümün karşılığında FETÖ’nün siyasi ayağına dokunuldu mu? HAYIR!.

 

Üstelik o kişileri devlet kademelerinin en üst makamlarına getirdiniz..

 

FETÖ olayının baş sorumlusu ortağı, iş birlikçileri siyasiler değil mi? EVET!..

 

İlk önce İstanbul Büyük Şehir Belediye başkanı Kadir Topbaş’ı, daha sonra Ankara’da Melih Gökçek’i görevden alan AKP’li sorumlular, siz zaten o zamanda kendi ayağınıza sıkarak bu hataları yaptınız.

 

Daha kimleri neden, suçluyorsunuz?

 

Sonra da İstanbul seçimini almak için her yolu denediniz.

 

Başkan Erdoğan,  “Pazar günü Sisi’yi mi seçeceğiz, Binali Yıldırım’ı mı?” söyleminde bulundu.

 

 

Seçim öncesi de yazmıştım.

Seçim İstanbul mu? Kanal İstanbul mu?

Bunları da geçtik..

 

Bir oy için terörist başı Öcalan’a sığınmanın bedeli ağır oldu.

 

İşte seçimi İstanbul kazandı.

 

Doğruyu söylemekte yarar var, İstanbul seçmeni Mursi’yi de, Sisi’yi de, Binali’yi de seçmedi, büyük oy oranıyla Ekrem İmamoğlu’nu seçti.

 

Ekrem İmamoğlu sadece Binali ile mücadele etmedi, 23 Haziran sonrası, İmamoğlu tek başına kendisiyle mücadele eden, TBMM’ başkan ve yönetimi, 350 milletvekili ile onların destekçisi yüzde 45 olan35 milyona karşı, onların yüzde 90 yardakçı ve yandaşı olan havuz medyasına karşı mücadele etti ve kazandı.

 

Ortaya koyulan emek ve mücadele ile demokrasi kazandı, demokrasinin dışına çıkanlar kaybetti. Evet, bir şeyler oldu ve AKP inişe ve çöküşe başladı..

 

İftiralarla dolu yalanların mayası tutmadı.

Şimdi millet soruyor, OY’ları kim çaldı..

Bu makale 133 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ

ord araç kiralama