SATILIK ARAZİ

  • BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
10-02-2017
Osman ŞAHİN

Osman ŞAHİN

BUNLAR SENİ DE YER ENVER BAŞKAN…
gazeteyon@gmail.com

Ordu Büyük Şehir Belediye başkanı Enver Yılmaz, önceki gün yerel basın mensuplarıyla buluştu. Her ne kadar böyle bir toplantı yılda bir-iki kez yapılsa da bende böyle bir toplantıya çağrılmasam da  ilk kez katıldım.

 

İlk oldu ama, sanırım inşallah son olmayacak.

Neden bunu söyledim, kamuoyunda konuşulanlar ve yaşadığım, takip ettiğim gördüğüm gözlemlere göre söylüyorum.

 

“Enver Yılmaz’a ulaşmak mümkün değil” “Aman haa, Enver Yılmaz’ın makam odasının önünden geçemezsin” “Enver Yılmaz’la bir yıldır randevu istediğim halde görüşemedim” sözleri kamu oyunda konuşulanların başında geliyor.

 

Kim bu Enver Yılmaz? Korku veren bir adam görünümünde..

Ordu Büyük Şehir Belediye başkanı!..

Adını duyunca düşünüp beklemek mi lazım..?

Yooo, hiç de öyle değil, halk oy verdi seçti, üstelik Ordu’nun yetiştirdiği bir değer..

 

Bir Belediye başkanı, seçmenine karşı, hemşerilerine karşı kötü davranış gösterebilir mi, halkından seçmeninden kaçar mı?

 

Kaçmaz, kaçamaz ama, kaçtı, görüşmek istemiyor, gibi algılar yaratılmış..

 

Çünkü, bende aynı olayı yaşadığım için, bende aynı düşünüyordum, meslektaşım da aynısını yaşamış o da öyle düşünmüş ve bunu açıkça da anlatabilme cesaretini gösterdi.

 

Çünkü bende başkanla randevu için basın görevlilerinden ve özel kalemden üç kez randevu istedim.

İki kez basın bülteni ve mesaj gönderilmesi için bilgilerimi verdim..

Bir yıl geçti, hiçbir cevap gelmeyince haaa,,, dedim, demek başkan görüşmek istemiyor, bizi ciddiye almıyor dedim.. Kim olsa öyle düşünür.

Bana gönderilecek basın bültenine veya yapılacak bir basın toplantısına katılmaya ihtiyacım mı var?

 

Hayır!..

Sorun o değildir. Sorun yerel yönetimlerle,  yerel gazetecilerin sıkı ve güzel bir diyalog içersinde bu il için, bu memleket ve bu millet için hep birlikte el ele vererek çalışmaktır.

Destek vermek, katkı sağlamktır.

Önceki günkü basın toplantısından sonra ben o kanaatlerimi ve düşüncelerimi tamamen değiştirdim, başka bir kanıya vardım.

Başkan Yılmaz, basın toplantısında gayet yumuşak, yapıcı, iyi niyetli, ciddi görünüşüyle  mazlumları oynayan biri olarak gördüm.

Acaba TV’ler canlı yayın yapıyor, böyle mi görünmek istiyor diye de düşünmedim değilim..

Toplantıda birden bire bir gelişme yaşandı.

Başkanın açıklamalarından sonra sıra basın mensuplarının sorularına gelmişti.

Ordu’da yayınlanan yerel bir gazetenin köşe yazarı söz alarak başkana bazı sorular sormaya başladı. Şehitlerimizi ve 15 Temmuz darbe girişiminden söz etti.. Minnet ve teşekkürlerini iletti..  “Bu konuda bizleri konuşturmadınız, sizlerle bu konuyla ilgili defalarca röportaj yapmak adına müracaat etmeme rağmen aramızda engeller vardı, veya engeller kuruldu. Bunun da sebebini gerçekten anlayamadım” derken başkan Yılmaz, kimsiniz siz kendinizi tanıtırmısın, deyince gazeteci arkadaşımız adını söyleyerek kendisini tanıttı. Yılmaz “Eyvallah tamam” dedi. “Ordu’da yerel bir  gazetede 10 yıldır köşe yazarlığı yapan bir gazeteciyim. ” dedi. Gazeteci dostumuz devamla “sizi üzmek  için bunları söylemiyorum “ “Eğer rahatsız ettimse çıkabilirim” diyerek toplantıyı terk etmek niyetinde olduğu görüldü. “Sadece sizinle beraber röportaj yapmak, Ordu’nun sorunlarını konuşmak için, defalarca müracaat ettim yanıt alamadım. Bunun üzüntüsü içersinde olduğumu bilmenizi istiyorum. Bir vatandaş olarak çayınızı içmek istiyorum” diyerek ince bir  esprilerden sonra sorularına devam etti. Ben şahsen o sırada buz gibi oldum.

 

Devamında başkan basın danışmanına talimat vererek toplantı sonrası makamına davet ederek çay içelim görüşelim dedi.. Sonuçta da öyle oldu, makam odasında çay ve hurma sohbeti ile işler tatlıya bağlandı.

 

Aksini düşünecek olursak, 80 civarında gazeteci, canlı TV. Yayını karşısında, başkan Enver Yılmaz, gazeteci meslektaşımızın dediğine “evet çık git” deseydi, o da toplantıyı terk etseydi, sonuç ne olabilirdi, merak ettiğim tek şey diğer gazetecilerin tepkisi nasıl olurdu?

 

Şahsıma soracak olursanız, bu gazeteci dostumuzla pek samimiyetimiz olmasa da o toplantıyı bende terk ederdim. Başka söz söylemeye gerek var mı?

 

Diğerlerinin tutumu beni hiç ilgilendirmez.

Buradan anlaşılan ve benim de düşündüklerim aynı kanaatle birleşiyor.

Üç kez bende randevu istedim cevap verilmedi.

Gazeteci arkadaşımız defalarca randevu istiyor cevap verilmiyor.,

Vatandaş başkanın makam odasının kapısına dahi yaklaşamıyor.

Bunlardan başkan Yılmaz’ın haberi yokmuş, anlaşılan öyle gözüküyor.

 

Sen istediğin kadar dürüst ol, temiz kalpli, saf ve iyi niyetli ol, kendini halka istediğin kadar yakın göster,  çalış, çabala, gayret göster, çevrende güvendiklerin, seni temsil edenler, yanında görev yapanlar, cahil ve acemi ise, şeytani düşünüyorsa, senin kendini kamu oyunda aklaman, iyimser göstermen asla  mümkün olamaz.

 

Bir iş yeri düşünün, iyi bir işçi veya usta hakkıyla çalışarak, ekmek yediği iş yerini düşünürse, patronu para kazanır zengin olur.

Bir iş yerinde yevmiyesini dahi çıkaramayan, patronunu her gün bataklığa sürükleyen iş yerinin sonu iflas etmektir.Yok olmak demektir.

Şimdi bunu Başkan Enver Yılmaz’ın yanında olan basın temsilcileriyle örnek verecek olursak, yaşanan bu tatsızlıklar, söylenen olumsuzluklar, gazetecilerin başkana bazı özel gazeteciler haricindekilerin ulaşamamasını, onlara sizi tanıyamadım demesinin tek nedeni  başkanın görevlendirdiği ve kedilerine güvendiği basın danışmanlarının ilgisizliğinden veya bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır.

 

Başkan Yılmaz sebebini de söyledi. “Buradaki arkadaşlarımızın yüzde 80’ini ancak tanıyorum. Tanıyamadıklarımın nedeni de yoğunluktan kaynaklanan sebeplerdendir” dedi.

 

Fakat, bir gazetecinin başkanla randevusunu sağlamayı onu başkanla tanıştırma işi basın danışmanlarının görevidir.

 

Elbette başkan her gün bütün gazeteleri baştan sonuna kadar eline alarak tek tek okuyacak  ve denetleyecek hali yoktur. Bunları incelemek, başkanla, veya  Belediye ile  alakalı yazıları başkanın önüne bir dosya halinde sunmaktır. Demek bunlar yapılmamış ki;  başkan on yıldır köşe yazısı yazan bir gazeteciyi tanımadım diyebiliyor.

 

Yazık, gerçekten çok yazık..

Belki bugün, dayınızın torpili ile bu mevkide görev almış olabilirsiniz. Siyasi iktidarların değişeceğini ve yarınlarınızı mutlaka düşünmelisiniz.

 

Bırakın şu basın danışmanlığı havalarından vazgeçin.  Kendinizi dev aynasında görmeyin.. Makamlar kalıcı, insanlar gelip geçicidir.  Şurada iki yıl sonra kimin ne olacağı belli değildir. Siz orada hiç bir zaman kalıcı olmadığınızı bilmelisiniz.

 

Çalıştığın yer sana ve sen çalıştığın yere candan bağlanmalısın. Zira yöneticisine güvenmeyen bir kişi avareliğe, milletine güvenmeyen  yönetici ise çöküntüye maruz kalır. Sen etrafındakileri bulduğun için değil, etrafındakiler seni buldukları için sevinsinler. Zira bir’in kitleyi bulması kolay, kitlenin bir’i bulması zordur.

 

Çalıştığın yerde İlmi ve Fıtri kabiliyet taktir edilmeyebilir. Bu seni asla ürkütmesin. Bedeni kabiliyet alkış. İlmi kabiliyet alaka bekler. Ziyanı yok, sen bedeni kabiliyetin alaka ve alkış topladığı yerde, mütevazı olarak, ilmi fıtri kabiliyetini inkişaf ettirmeye bak. Bugün değilse bile yarın takdir edilirsin.

 

Çalıştığın yerde layık olmayan kimseler buyruklar olabilir. Buna fazla üzülme. İlmin İnkar edildiği yerde cehalet saltanat sürer denilirse de, bu kış güneşi gibi gelip geçicidir. 

 

Ordu’da ben bu mesleği yaparken, bu havalara bürünenlerin kıçlarında donları da yoktu.  Başkan Enver Yılmaz denen kişi de yoktu. O devirlerde Ordu Lisesinde öğrenciydi.

 

Allah yardımcınız, vicdanınız da rehberiniz olsun.. Bundan böyle  yapılan istişarelerin tatlı ortamlar yaşatması dileği ile..

 

Bunların  havalı tutumları seni de yer başkan..

 

Bu makale 1239 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


Son Baskı gazetemiz

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

38.2%

18%

22.5%

21.3%

E-BÜLTEN ABONELİĞİ