• BIST: 72.445 %1,19
  • Dolar: 3,0572 %-0,38
  • Euro: 3,3723 %-0,42
  • Altın: 130,32 %-0,77
13-07-2015
Osman ŞAHİN

Osman ŞAHİN

DEMİREL MASUM, EVREN KATİL ÖYLE Mİ?
gazeteyon@gmail.com

Yazıma bütün islam aleminin mübarek Ramazan Bayramını kutlayarak başlamak istiyorum..

 

Bizim Türklüğümüze de Müslümanlığımıza da hiç yakışmadı..

 

Türkiye art arda iki Cumhurbaşkanını kaybetti..

 

7.  Cumhurbaşkanı Kenan Evren 10 Mayıs 2015 günü, 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise 20 Haziran 2015 günü toprağa verildi.

 

Masum da olsa katil de olsa, bana  Allah mekanlarını cennet eylesin demek düşer..

 

Aslında ölünün arkasından konuşmak, yazı yazmak benim mizacıma hiç de uygun değildir.

 

Bizim siyasilerimiz, merhum Evren’i darbeci diye bırakın devlet töreni yapmayı cenazesine gitmediler, namazını da kılmadılar..

 

Neden gitmediniz dediğimde ise “Sen bizi darbeci mi yapacaksın” dediker..

 

Süleyman Demirel’de şahane bir devlet töreni yapılarak uğurlandı..

 

Şimdi ben iki Cumhurbaşkanımızın görevleri sırasında yaptıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

İsterseniz bana darbeci diyebilirsiniz.

 

Hiçbir zaman darbeden yana olmadım, taraftarı de değilim..

1980 öncesi neler yaşandı da Kenan Evren darbe yaptı?

Darbeden önceki  Başbakanlar ve ülkeyi yönetenler ne yaptılar?

İşte bu iki Cumhurbaşkanının yaptıklarını kısa da olsa sizlerle paylaşalım..

 

KENAN EVREN NEDEN 12 EYLÜL DARBESİNİ YAPTI..

 

Terör olayları 1977 ile 1980 arasında doruk noktasına çıktı. Günde ortalama 20-30 kişinin öldürüldüğü bu dönemde, 5 binden fazla kişi terör sonucu hayatını kaybetti.

 

1977 yılının 1 Mayıs kutlamalarında Taksim’de yaşanan katliamda 34 kişi öldü. 1978 yılında Kahramanmaraş’ta Alevi vatandaşlara yönelik saldırılarda 105 kişi yaşamını yitirdi.

 

Bir hafta süren Maraş olayları, Sünni-Alevi gerilimini tırmandırdı ve çatışmalar Çorum’a sıçradı. Çorum’da meydana gelen olaylarda ise 26 kişi öldü.

 

Türkiye’nin iç barışı ciddi yaralar alıyordu. Bir çok ünlülere suikast yapılmıştı.. Türkiye bir iç savaşa sürükleniyordu.

 

O devirde akıllarda kalan ünlü isimler bir bir katlediliyordu.

11 Temmuz 1978'de Bedrettin Cömert Ankara'da,

1 Şubat 1979'da Abdi İpekçi İstanbul Teşvikiye'de, 

10 Eylül'de Türkiye İşçi Partisi Adana eski il başkanı Ceyhun Can yazıhanesinde, 

Çukurova Üniversitesi Rektör Vekili Fikret Ünsal evinin önünde, 

19 Eylül'de Malatya Ülkü Ocakları eski başkanı Mürsel Karataş İstanbul Sultanahmet'te, 

28 Eylül'de Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul

19 Kasım'da eski Adalet Partisi İstanbul milletvekili İlhan Egemen Darendelioğlu İstanbul Beyazıt'ta, 

 

20 Kasım'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Ümit Doğançay İstanbul Etiler Profesörler Sitesi'nde, 

 

3 Aralık 1979'da, Fedai Dergisi sahibi yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir Agora semtinde, 

 

7 Aralık'ta İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyelerinden Cavit Orhan Tütengil İstanbul Levent'te, 

 

11 Nisan 1980'de TRT İstanbul Radyosu prodüktörlerinden Ümit Kaftancıoğlu

 

27 Mayıs 1980'de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak Ankara'da,

 

 4 Ekim 1978’de MHP İstanbul il başkanı Recep Haşatlı ve oğlu, 

24 Haziran 1980'de Milliyetçi Hareket Partisi Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok evinde eşi ve kızıyla birlikte, 

 

15 Temmuz 1980'de Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu Şişli'deki işyerinde, 

 

19 Temmuz 1980'de Eski Başbakan Nihat Erim İstanbul'da Dragos Deniz Kulübü'nden çıkarken, 

 

22 Temmuz 1980'de DİSK ve Maden-İş Sandikası genel Başkanı Kemal Türkler İstanbul Merter semtinde silahlı saldırı sonucu öldürülmüştür. Bu isimlere ilave edemediğim daha yüzlerce ünlü isimler o dönemde teröre kurban gitmişlerdir.

 

Üniversiteler, sağ ve sol grupların çatışma alanına dönmüştü. İzmir’in Tariş fabrikası başta olmak üzere çok sayıda fabrikada olaylar çıkıyordu.

 

Sıkı yönetim ilan edilmişti ama, Sıkıyönetim, terörü durduramıyordu. Polisin eğitimi eksik, teknik olanakları çok zayıftı. Üstelik polis, POL-DER ve POL-BİR dernekleri aracılığıyla ikiye bölünmüştü.

 

Ordu’nun Fatsa ilçesinde devlet otoritesi bitmiş yerine Belediye başkanı Fikri Sönmez’in de desteklediği Dev-Sol örgütünün kurduğu halk meclisleri kurulmuştu. Devletin yapamadığını örgüt yapıyordu. Savcı, kaymakam ve askerlik şubesi başkanı da dahil olmak üzere 1976 ile 1980 arasında 14 kişi kaymakamlık yapmış, devlet otoritesi yok sayılmıştı..

 

Sağ-Sol gurupları bir mahalleden başka bir mahalleye geçemiyordu.. Gurup liderlerinin dedikleri oluyordu..

 

Zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün görev süresi 6 Nisan 1980’de sona erdi. Sonra Meclis’teki cumhurbaşkanlığı seçimleri bir krize dönüştü. Meclis, 114  turda yeni bir Cumhurbaşkanı seçemedi. 7 yılda 16 kez hükümet krizi yaşandı..

 

12 Eylül darbesi ile de feshedildi. Korutürk’ün Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği de, darbeye kadar sürdü. Darbeden sonra kendi köşesine çekildi..

 

O DÖNEMDE DEMİREL NELER SÖYLEMİŞTİ, NE YAPMIŞTI?

 

Süleyman Demirel, ana muhalefet partisi lideri olarak, iktidardaki Ecevit hükümetine ağır saldırılarda bulunmuş ve politikasını “bunalım stratejisi” üzerine yürütmüştür. 19 Mart 1979 tarihinde İstanbul’da basın toplantısı yapan Demirel, “Bunların gidişi Allende’nin gidişine benziyor” demişti.

 

 

6 Nisan 1979 tarihinde düzenlediği basın toplantısında Demirel, “Pişkin, arsız bir hükümet var, bugüne kadar düşüremedik” demişti.

 

 

25 temmuz 1979 tarihinde düzenlediği basın toplantısında Demirel, “Eşkıya hükümetin, hükümet eşkıyanın himayesindedir” demişti.

 

18 Eylül 1979 tarihinde Edirne’de yaptığı konuşmada da Demirel, hükümeti gayri meşru ilan etti.

 

Yollar yürümekle aşınmaz; Dün dündür, bugün bugündür... Bu anayasa ile devlet yönetilmez deyişlerinin yaratıcısı Süleyman Demirel, 12 Eylül 1980 öncesinde “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz...” demiş ve büyük bir umursamazlık örneği vererek, ülkenin kan gölüne dönmesine büyük katkılarda bulunmuştu.

 

 “Tespih çeken el ile silah çeken el bir değildir” diyenler, kendilerini -30 yıl sonra Hizbullah cinayetleri ile ne derece uzak görüşlü olduklarını- tarihin karanlık sayfalarına yazdırmışlardır. Yine 12 Eylül öncesinde, anarşi ve terörün son bulması için, AP ve CHP liderlerinin bir araya gelmesi isteniyordu.

 

O zamanın CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Demirel için, “Eli kanlı AP liderinin elini sıkmam...” derken, Demirel de Ecevit için, “Üç kazı yönetmekten yoksun lider” demişti.

 

 

Süleyman Demirel, son başbakanlığı sırasında, İLKSAN yolsuzluğu için, “Verdimse ben verdim” diyerek işin içinden sıyrılmasını bilmiştir. Başbakanlığı bıraktığı günlerde, arkasında enflasyonun hızlandığı, yolsuzlukların arttığı, iç borcun 200 trilyonun üzerine çıktığı, devlet maliyesinin perişan olduğu bir Türkiye bırakarak, Cumhurbaşkanı olmuştur.

 

12 EYLÜL ÖNCESİ Mİ, SONRASI MI?

 

Kusura bakmayın şimdi bana kimse gazel okumasın, ahkam kesilmesin.. Bilmeyenler de hiç konuşmasın..

 

12 Eylül darbe öncesi Süleyman Demirel zamanı ile, 12 Eylül sonrası Kenan Evren dönemini çok kısa olarak özetledim.

 

12 Eylül 1980 darbesinin birçok haklı dayanakları vardı, haksız yanları da vardı. Birçok kişinin haksız yere asılması ve insanların demokratik haklarının ellerinden alınması gibi darbe sonrası yapılan birçok hatalar vardı ama sonuç olarak bu darbenin yapılması için gerekli zemin oluşmuştu. Yani o günkü şartlar Kenan Evren’i mecburen darbeye zorlamıştı..

 

Türkiye’nin yaşadığı darbeler arasında belki de  insanlar tarafından en çok olumlu karşılanan darbeydi. 1980 yılında bu anarşiye katlanamayan halkın büyük çoğunluğu zaten bu darbeyi bekliyordu.

 

Çünkü halk artık bu kadar anarşiyi kaldıramıyordu. Her gün farklı yerlerden birçok ölüm haberi geliyordu. Ülkede insanların can güvenliği sağlanamıyordu. Ekonomik sıkıntılar ise bunun farklı bir boyutuydu.

 

Artık ekonominin savunulacak bir tarafı ve insanlar tarafından kabul edilebilecek bir yanı yoktu. Grev yapan işçiler, yüksek enflasyon oranları ekonominin karşılaştığı zorluklardı. Halkın alım gücündeki düşüş çok fazlaydı. Bu iki faktör birleşince darbenin yapılması kaçınılmaz olmuştu.

 

Şimdi 1980 darbe öncesi mi, yoksa darbe sonrası mı? Kıyaslayın ona göre konuşun ve eleştirinizi  yapın..

 

EVREN DARBE YAPTI DA NE OLDU?

 

Peki.. 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren darbe yaptı da ne oldu?

 

Ülkeyi birilerine peşkeş mi çekti? Parsel parsel sattı mı?

Yandaşlarını, çocuklarını  zengin mi yaptı?

Hırsızlık yolsuzluk mu yaptı?

 

Anarşiye dur dedi. Ülkeyi huzura refaha kavuşturdu.  İyi kötü bir anayasa hazırladı.  Halk yüzde 82 ile kabul etti.. Sonra da ülkeyi sivil iktidara devretti..

 

İkisi de öldü gitti.. Allah rahmet eylesin..

 

Namazını kılmayanlar utansın..

 

Aslında ölünün arkasından konuşmak bana göre değil demiştim..  Vicdanım kabul etmez, dinime ve inancıma da ters gelir. Ama yaşananları gördükçe yazmak zorunda kaldım..

 

 Şimdi bir çokları ikisinin de arkasından konuşuyor. İşlerine gelmeyenler manşet atıyorlar.. Biri darbeci oldu. Biri de idam kararlarına evet dediği için.. Peki ne fark var. .Yazmayacaktım ama birilerine mesaj olsun diye yazdım..

 

Bir arkanıza bakın, bir de önünüze..

 

Evren darbe yaptı diye devlet töreni yapmadılar, cenazesine gitmediler..

 

Demirel için de şahane bir devlet töreni, üç günlük milli yas ilan edildi..

 

Siz Müslümansınız ya, demokratsınız ya.. İslam dininde dargınlık yok.. Düşmanının bile cenazesine gider  namazını kılarsan sevabını  alırsın..

 

Muhalefetteki siyasilerle bu konuyu eleştirdim..

 

Aman haaa, sen bizi darbeci mi yapacaksın dediler..

 

Eğer Kenan Evren darbe yapmasaydı bugünkü siyasiler yani siz  hiçbiriniz  belki de şimdiki makam ve mevkilerinizde olamayacaktınız hiç düşündünüz mü?

 

Bugün koalisyon ortaklığı için mecliste olmayacaktınız..

 

Demirel masum, Evren katil öylemi?

Yazık, çok yazık…

 

NOT: Bu yazımı hazırladıktan sonra Org. Tahsin Şahinkaya’da vefat eti.

İsterseniz beni darbeci ilan edin..

Hepsinin mekanları cennet olsun…

 

 

Bu makale 7193 defa okunmuştur.
MAKALEYE YORUM YAZIN



FACEBOOK YORUM


Son Baskı gazetemiz

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

E-BÜLTEN ABONELİĞİ